20 Ekim 2013 Pazar

Bahar'a az kaldı :)

en son aylaaar önce karalamışım bir şeyler...öylesine haftaları sayarak geçirdim ki bu aradaki zamanı, 6 ay geçmiş, farketmemişim!
:)

şu anda fasulyem 36. haftasında..! Koca bir hanfendi artık kendisi :)
hayatımda hiç kimseden yemediğim kadar tekme tokat yiyorum :) olsun, bunu yapabilme hakkı bir tek onun zaten..ayrıca hareketli olması istediğimiz bir şey... ;)

anneannesi deliler gibi çalışıyor haftalardır. yok perdesiydi, alt beziydi, envai çeşit battaniyesiydi derken, kadıncağız ne yoruldu! ve daha maraton başlamadı bile..! doğum sonrası bağırsak hareketlerimi bile düşünüp, erik marmeladı da hazırladı...bense hiçbir şey yapmadım vala..zaten elimden de gelmez...dikiş falan sıkar beni, bu konuda sıkıntıya da hiç gelemem... :)
ba ba ba artiz gibin konuşuyor diyebilirsiniz amma velakin, neyi yapabilirim neyi yapamam çok farkındayım :)

hamilelik zevkli bir süreçmiş, benim hoşuma gitti...
evet kitle olarak genişliyorsunuz, yürürken paytaklaşıyorsunuz, sevdiğiniz sevmediğiniz herkes elini karnınıza götürmek suretiyle size ilgi gösterdiğini düşünüyor ve siz "hayır!" diyemiyorsunuz!, kilo alıyorsunuz (ben çok şükür çok almadım, 9 kilo aldım ve 13 kiloya kadar da hakkım var hala:), beliniz ağrıyor, geceleri yatakta sağdan sola dönemiyorsunuz, dönerken illa yardım istiyor ya da  yanınızda yatanı ezmek suretiyle hareket edebiliyorsunuz, bağırsaklarınız sıkışıyor ve onlarla ilgili "düzen" kelimesini içeren hiçbir cümleyi kuramamaya başlıyorsunuz :), uykularınız bozuluyor; gecenin başında uyanıp, türlü türlü şeyler düşünmeye başlayıp sabahı sabah ediyorsunuz, ayaklarınız şişiyor, canınız gecenin bir yarısı lahmacun gibi bir şey çekebiliyor, yemezseniz ölecekmişsiniz gibi hissediyorsunuz (sonra geçiyor ama:)...
ama karnınızda size ait, aşkınıza ait bir şeylerin hareket ettiğini bilmek, orada olduğunu bilmek, doya  doya kimseye hesap vermeden sevip koklayacağınızı ve arınacağınızı bilmek, sevgi çoğaltacağınızı bilmek sonsuz bir mutluluk-muş! :)
8 senedir direndiğim şey buymuş..hım korkmuyor muyum? çoook...çünkü sorumluluk, çünkü "can" ama olacak, yapacağız..herkes nasıl yapıyorsa biz de öyle yapacağız..
umuyorum...

*****


En son yukaridaki notlari yazmis ama yayinlayamamistim, artik daha da buyudum(k). 38.haftamiz yarın bitiyor insallah!

Doğum icin tarih belli; 28 Ekim Pazartesi saat 09:30..sabah 07:00 gibi hastanede olacağız, sonra hazırlıklar falan vee büyük buluşma! :) Kızımızın adına da karar verdik; Bahar...

tek bir sorun var Batı yakasında..o da hala genel anestezi mi almalıyım yoksa epidural sezeryan mı almalıyım emin değilim; aslında emindim..fakat zaman geçtikçe epiduralden pek bi tırsar oldum..fakat o anı yaşamak, eşimle ve bebeğimizle birlikte orada, o anda olmak o kadar da çok istediğim bir şeydi ki! yıllardır, eğer doğum yapsam, kesin epidural yapardım diye atıp tutuyordum, şimdi ise korkuyorum :(
bilmiyorum, o an her şeye karar vereceğim gibi..

her şey hazır..sadece durup düşündükçe, bi sıcak panik dalgası kaplıyor içimi; heyecandan..biz ikili ve bol kedili bir yaşantının ne olduğunu biliyoruz ama bebekli bir yaşantıyı hiç bilmiyoruz. çok yakınlarımızda birilerini de hiç izlemedik böyle bir süreçte..
ben böyle ciddi mevzularda önceden atıp tutan bi tip değilim. başıma geldikçe deneyimliyorum, hayal kurmuyorum..sanırım bu yüzden bir yere oturtamıyorum yaşayacağım şeyi :) ama anın tadını da çıkarıyorum hani...
kocaman bir karnım var, haraketli bir kızım bir de :)
kedilerim ise karnıma daha meraklı haldeler...patiler karnımda uyumayı ve mırıldamayı tercih ediyorlar; özellikle de Biber :)

bir de artık (neredeyse bir haftadır) yatağımda yatamıyorum. salondaki koltukta oturarak ve ortalama 5 yastıkla geçiriyorum gecelerimi.. :) yanımda da illa ki sevgili kocimik ve 3 kedi :)

bugün NST'ye gittim yine. 9 gün önce çektirdiğimiz NST'ye göre kalp atışları 180-150 aralığından, 150-120 aralığına düşmüş ki bu kötü bir şey değil. sadece artık kızımızın iyice büyüdüğünü ve doğumun da çok yaklaştığını haber veren bir tür rakamsal değer..bebek büyüdükçe sert hareketler-dönüşler yapamıyor tabi ve duyu da azalıyor. değerin düşmesi normal...

Salı günü kontrolümüz var ve bir NSTmiz..merak ediyorum kaç kilo oldu :) en son geçen hafta Cuma günü gitmiştim kontrole (hatta kendi doktorum Kurban Bayramı tatilinde olduğundan Sedat Bey muayene etti).
Kızım 3000 gr olmuştu! :) ama benim kaç BİN gram olduğuma bakmadık :) ki  4 ekim'deki muayenemde 2 kilo almış olduğum ve hamileliğim boyunca toplam 11 kgyi tamamladığım kayıtlara geçmişti :)
gerçi bendeki iştah son 3-4 haftadır tanımlayamadığım bi biçimde gelişmekte..bakalım Salı günü verisi ne olacak :)

tam olarak 4 gün öncesine kadar ayaklarımda hiç ödem olmamıştı..sadece işe gidip gelirken, tüm gün ayaklarımı aşağıda tutmaktan bazen şişiyor, akşamları uzattığımda ise geçiyordu..şimdi 4 gündür yani bayramın ilk gününden beri geçmiyor...ayak parmaklarım, ki özellikle sağ, sanki başka birinin ayak parmaklarını benim ayaklarıma takmışlar gibi :)) parmaklar ayaklarıma ufak geliyor :))
neyse ben bile geç kaldım şişmek için, gayet normal bunlar...

bu arada söylemekte fayda var; insanın dengesi epey bozuluyormuş karın büyüdükçe...yürürken badi badi yürüyorum ama bir kabadayılık da var tabi genel hal ve duruşumda :) çok komik, gerçekten :))) bugün nice zaman sonrasında Kadıköy'e şöyle bir hava almak için gittik..karnıma bakılmasından inanılmaz rahatsız olsam da bunu göze aldım, evet..ışıklardan karşıya geçerken, arabaların önünden koca göbeğimle bir geçişim vardı ki, hiç unutmayacağım..sanırsınız tombalak devlet başkanı yürüyüşte :)))))

efenim durum böyleyken kaldı 8 günümüz...
dün arkadaşlardan sevgili Osman'ın dediği gibi, buralara yazabilmem bir dahaki Bahar'a kaldı.. :)

kızımla cici fotomuzun da olduğu yeni bir yazıda görüşmek üzere efenim..bize şans dileyin..

sevgiler..

Bahar'ın annesi :)

8 Mayıs 2013 Çarşamba

boşu boşuna (mı?)

bugün içimde sebepsiz bir duygusallık, bir ağırlık, bir tarafımda bir karamsarlık...insan olduğumu ve nefes aldığımı-hatta çift kişilik nefes aldığımı- bana hatırlatan her şarkı ya da fotoğraf ya da ne bilim bir söz, gözlerimin dolmasına sebep oluyor..anlamadım ki! 

dün akşam yayınlanan Seksenler dizisi bölümü beni acayip sarstı...zaten beni etkileyen tek dizi...çocukluğuma duyduğum özlemden midir, anneannemi ve dedemi özlememden midir, o zamanlar hayatın daha saf ve daha devam edilebilir bir şey olduğunu düşünmemden midir, bayramları ve sokakta saatlerce oynamayı özlememden midir yoksa daha çok hayalim olduğumdan mıdır? hıh, sebep; Pazar günleri Barış Manço'yu izlemeyi özlemem bile olabilir...o barış manço programı var ya; o kadar çok şeyi anlatır ki...ayrı bir yazı konusu..

neyse..böyle işte...bebekim de tanıyor işte annesini..böyle bir annesi var...bazen antenleri rahatsız ediyor onu, farkındalığı ya da farkedemedikleri rahatsız ediyor...sadece insan işte bu anne de...

bu şarkı ne güzeldir..Seksenlerden bahsettik madem, nam-ı diğer Susmuş olan Aydan Sarman'ın güzel yorumuyla... Aşık Mahzuni Şerif kusurumuza bakmasın, saygımız sonsuz..


şu an born on a blue day isimli bir kitap okuyorum..bir delikanlı, doğuştan gelen mental bir rahatsızlığı sebebiyle kinestetik olmuş..yani rakamları, kelimeleri bizim gibi algılamıyor..onları renk ve şekil olarak algılıyor..bu yüzden de tam bir matematik dehası! daha önce bu tip özel durumları olanlar hakkında çok biyografi yazılmış ama bu kitap, bizzat bahsedilen kişi (daniel tammet) tarafından yazılmış...kelimelerle ilişkisi değişik olan bir insan için acaba kitap yazmak nasıl bir deneyimdi? 

ama belki de boşu boşuna bir soru bu hım?

Mevlam bana ömür vermiş
Boşu boşuna boşu boşuna
Vücuduma bir can girmiş
Boşu boşuna boşu boşuna

Su akar deryaya varır
Deryadan mayi çıkarır
Gökyüzünde yağmur olur
Boşu boşuna boşu boşuna

İsa Meryem'e mi kaldı
Musa asadan ne buldu
Süleyman bir sultan oldu
Boşu boşuna boşu boşuna

Gahi gittim gahi geldim 
Aradım kendimi buldum
Bir Mahzuni Şerif oldum
Boşu boşuna boşu boşuna

2 Mayıs 2013 Perşembe

emekçi minik .öt ve ailesi

dün 1 Mayıs Emekçilerin bayramı idi..

tüm yurtta şenliklerle ve barış içinde kutlandı..

demek isterdim..diyemiyorum...

daha da bi şey demiyorum bu konuya ilişkin..


efenim daha huzurlu mevzular üzerinde dolanmak gibi bir genel eğilim taşıdığımdan (özellikle son zamanlarda) mütevellit konuyu değiştiriyorum ve bizim evdeki emekçilere geliyorum..

dün bizim evde gösteri yoktu, biber vardı ama gazı yoktu, su vardı ama tazyik yoktu; sadece çalışma vardı...

sevgili kocam; geleceğin en çizgi gözlü babası ve ben; düğme gözlü annesi sevgili fasulye'nin odasındaki "kendi" eşyalarını boşalttılar, o eşyaları başka odalarda daha verimli bir şekilde değerlendirmek için göbeklerini çatlattılar-başardılar, evliliğe adım atarken alınan ve nice sevdiceğe yatak olmuş büyük çekyatı da kıyafet değiştirmek ve daha sıkı bir hale getirmek için döşemeciye gönderdiler..
oda kaldı dıpdızlak iki kuru kemik..

sonra akşam, artık tüm kaslarım ağrırken, odanın ortasına bir sandalye çektim ve planlar yaptım..nereye e koyarım acaba? çizebilsem çizeceğim de, bende o malzeme eksik.. :)

bu arada onca kitap...valla yerinden kalktı, yer değiştirmek için tekrar indi, raflara yerleştirildi...bendeki bu çocuk var ya çetin ceviz galiba..bana rağmen maşallah! :)

sabah bacaklarımdaki her kası ayrıntısıyla hissediyordum, o ayrı :) böle ip ip, tavuz göğsü tatlısı gibin. :)) ayy olsa da yesem!

erken başlamışsınız demeyin...göbek büyüyünce benden iş çıkmaz..biliyorum ben..
oda öle boş olsun da, gelecek olan gelir, dolar nasılsa..ben işimi yapmış olayım..

sonracığıma..
aşağıdaki video ve karikatür beni benden aldılar..
mutlaka arşivimde durmalıydı, o yüzden yazıldı bu yazı da aslında.. :)

ben bu su terapisi yöntemini öğreneceğim..bi de birisi bana yapsa bu terapiyi, izlerken rahatlıyorum :)
o bebeği, o tertermiz kendini bırakmışlığı, alışık olduğu anne karnında olma hissi ve rahatlayıp uykuya dalması...insanın kendinden geçmemesi mümkün değil!

buyrun siz de izleyin..


karikatür de bu ve o kadın benim; o .öt de fasulye'nin :) (hani bi laf vardır "az bi .ötlük yer aç" diye, bu mu o .öt? allahım! hayatımda gördüğüm en güzel .öt) :))))


hadi siz böle gülelek gülelek durumdayken kapatıyorum ben çaktırmadan, bi şeyler yemem lazım.. :)
tavuk göğsü mü dedi biri??

not: o miniği ısırırım ben! kesin!

30 Nisan 2013 Salı

yanda Halime'm yandan, seviom seni candan!

ultrason makinesi istiyorum evime, cantama! :)
duygularım bu seviyede yani :)

hiç oyalanmayacağım ve pisliğimi yapacağım..nihahaha!
Cumartesi günü cinsiyeti konusunda yüzde seksenlik bir tahminde bulundu doktorumuz..ama kesin olarak 16. hafta sonunda belli olur ya, yani teee 25 Mayıs'ta olan olacak...buradan tahmini söylemeyeceğim ama tahminleri alabilirim :) doğru bilenleri benimle beraber dokuz doğurtacağım, söz... :)))))

hayatta başka bir şey yok mu derseniz, yok yahu...
öle bebek eşyalarına falan da bakmıyorum ben..
bahar geldi ya, keyfim yerinde sadece..

diyabet diyetine başladım bir de, ilacı bıraktırdı doktorum..günde dokuz defa şekerimi ölçüp kayıt ediyorum..sağ elimin parmak uçlarında yer kalmadı delecek, sola geçiyorum bu akşam itibariyle..
olsun..onlar iyileşir ötekini alırım vs gider işte..
demiştim ya tee ne zaman pekmezim bol benim, annem şekerimi çok koymuş, böle olmuşum... :)

ben de şekeri yerinde olan ama şeker gibi bir çocuk doğurmayı planlıyorum, bakalım becerebilecek miyim? :)

neyse, kediciklerim durumun farkındalar bence ama anlamamazlıktan geliyor olabilirler..göbeğime çıkıp, tam da çocuğumun kafasına pati pati yapıyorlar :)) deli sayısından endişe edilecek sayıya ulaştı bizim ev :))

işte sonra..yine bahar falan...giyecek kıyafet bulunamaması..kilo almadım ama pantolonların belleri olmuyor, oluyor da dar oluyor :) felsefesi bu :) annem elbise dikiyor...benim de artık bir iki almam gerekiyor bir şeyler...
ama çok pahalı ya hamile eşyaları! o ne öyle! ben UNNADO'ya, butik bebe'ye falan üyeyim..arada bi bakıyorum da, normal kıyafetleri bu fiyattan satamazlar mümkün değil..resmen sömürü...
olmadı havlu sarıcam üstüme... :P
zaten alışverişi de ne severim ya! :P

derken, yarın tatil..akşam erken yatıp, sabah erken kalkmayı planlıyorum...

her şey düşündüğüm gibi giderse dünyayı ele geçirebilirim :)
hadi şimdi, hopp hopp! :)


iyi tatiller!

24 Nisan 2013 Çarşamba

ikinci üç aya adım atmışken..

13. haftayız...


kokular daha normal..bana kabus gibi geçen 2,5 haftanın ve kaybedilen 2 kg'nin ardından, hayat şimdi daha güzel :)
vücudum bana düşmanıymışım gibi davranmıyor, daha sakin ve kabullenici...uykularım da daha tatlı en azından...
iştahım daha normal, canım hayatımda her zaman kaçtığım iki taddan biri olan ekşiyle yoğruluyor! :)
salataları sapık gibi limona gömüyor, ekşi yeşil elmaların bitip bitmediğini sessizce ama derinden takip ediyor,  yüzümü buruştura buruştura tadlarına varıyorum..hım bi de dilim acıyor ama olsun, zevki her şeye değer...! :))
beni tanıyanlar için değişik cümleler bunlar, farkındayım :)

derken ilk trimester sonunayani 12. hafta kontrolüne Antalya'dan Gökçe Teyzesi-Raif Amcası ve Nilsu Ablası ile İstanbuldaki Peren ve Tuba Teyzeleri de katıldılar...e tabi anneannesiz olmaz..Doktorumuz kalabalığı görünce 'nişan mı var' deyip güldürdü bizi :)
bu kontrolde, bebeğim ilk defa kafasıyla gözüyle karşımda duruyordu ve ben çok heyecanlandım ve sanki (!) duygulandım...doktorumuz bana bir şeyler söyleyip de benim gülmeme sebep olunca, Fasulye uyandı ve dalgalandı karnımın içinde...bildiğin break-dance yaptı :)

Bu seansın arkasından ayın 18'inde ilk tarama testine gittik...bu sefer yine uyuyordu tabi ama komik bir şey var; dili dışarıda uyuyordu :)) kime çekti bilmem ki! :)
ve kalp atışını ilk kez duyduk! çok güzel, kocaman kocaman bom bom bomlar!!!
daha küçükken de aslında doktorlar kalp atışını dinletebiliyorlar anne-babaya ama çok minikken bu sağlıklı bir şey değil, çünkü kalp sesini duymak için karın içine verilen dalga bebekte daha sonraları kalp ritim bozukluklarına sebep olabiliyormuş...
vala benim hiç acelem yok kalp sesini duymak için, O gelince zaten o güzel müzik bana da, babasına da, dünyaya da kendini duyuracak...:)

bu Cumartesi sonuçlarımızı da alıp doktorumuza gideceğiz.bakalım ufaklık ne durumdaymış..

bu arada karnım belli olmaya başladı biraz..yani çok bağırmıyor ama ben buradayım, beni de görün diyen bir birey var içeride..belli :)

zamanında aldığım bazı ev eşyaları vardı, bir yandan da bu eşyaları nasıl kullanılabilir hale getiririm diye planlar programlar da yapmaktayım...işe yarar fikirler ve uygulamalar buldum..önümüzdeki günlerde ne kadarını yapabileceğim bakalım :)

zaman akıp gidiyor ve ben vücudum denilen laboratuvarı inceleyip dururken, o laboratuvar çılgın gibi çalışmaya devam ediyor...
ve ben hep her şeyin hayırlısı diyorum...



foto: www.kadinvekadin.net