24 Nisan 2008 Perşembe

23 Nisan neşe doluyor insan!

Dün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı idi, yani 23 Nisan...

Dün bu bayramdan ötürü tatildik...Eşim ve ben çıktık sabahtan yollara, aldık başımız gittik Yıldız Parkı'na..Kocaman ağaçlar altında, mis gibi çiçek kokularıyla ve kuş sesleriyle yürüdük de yürüdük..Sonra koca bir yeşil halıya attık kendimizi, gözyüzünü seyrettik, kuşları dinledik, kitap-gazete okuduk...Ha tabii top oynayan çocuklarla topun her an kafamıza inme tehlikesinden tedirgen olduk. :)

Hava mis gibiydi...Havanın nasıl ot koktuğunu hatırlamayalı, bir kuşun ötüşüne "yahu bu nasıl bir setir" diye hayret etmeyeli epey olmuş...Anıları tazeledik birer İstanbullu olarak :) :(

Fotoğraf çektik...Fotoğraf çekerken, anı ölümsüzleştirebileceğini düşünüyor ya insan, ne acı...Çaresizlik gibi..















Kalpten çiçekleri çektik, lale yolları çektik..



















Orda Ortaköy'e gittik...O Ortaköy eskisi gibi değil sanki. Daha "lüks" daha "elit" sanki..Ama o lüks kavramı, her an daha çok para kazanmak isteyenlerin oluşturduğu bir kavram olmuş..Eskisi gibi daha "salaş" değil... :(

üzüldüm...Belki de haftasonu değildi ondan böle iç çekmem..Ben daha çok haftasonlarını bilirim oranın..Daha saftı sanki..Ya da daha saf olan ben miydim...Daha küçük bir kıza gelen koca, renkli olan bir dünyaydı da şimdi öyle değil yoksa hep öleydi de ben mi çok büyüdüm...?? Bilmiyorum.. Sadece, birşeyler değişmiş..ve ben hayatımda çok değer verdiğim bir takım değerlerin, insanların "dünya haline" daha çok benzediğinde mutsuz olanlardanım...Bu da benim işte..

Ortaköy'de Beşiktaş 100 Yıl İlköğretim Okulu 2 sınıf öğrencilerinin Artvin ve Ege yörelerinin halk oyunlarını da izledik, şansımıza bize yetiştiler :) . Nasıl heyecanlılardı o küçücük insanlar :) Hepsi pırıl pırıl..İçimden düşündüm "gerçekten neşe doluyor insan 23 Nisan'da"

Ortaköy'de bir Fethi Bey vardır, kedi resimleri yapar, kucağında kedileri konuk eder, Ortaköy ve İstanbul manzarası resimleri yapar ve satar...Çok da güzel bir masası vardır, her gittiğimizde ziyaret ederiz kendisini..Bizi tanımaz ama biz onu tanırız :) Bi kedimizin ismi Fethi deyince, çok gülmüştük bir seferinde ve hiç kızmamıştı...Kendisi daha yakında tanımak isterseniz adresi http://www.fethibaba.com/
















ve o masada uykuya dalmış kedicik...















Derken ev yolunu tuttuk..Vapur sefası, vapur çayı, çay kokusu...

ve evim...

güzel bir duş ve kitap okumak ve uyku...

içimde mis gibi ağaç, toprak kokusu, kitap kokusu ve uyku...

biz de hala çocuğuz, hala bir havuzdaki su fıskiyesinden fışkıran su ile mutlu oluyorsak...

:)

Mutlu bir gündü...

Mutluyduk sevgili Kunduz'um ve ben :)

*******

Can Dündar'ın 22 Nisan'da Milliyet'te yazdığı yazı..Konuyla ilgili...eee bilmek değil mi ki bizim derdimiz, okumak gerk o zaman, daha çok okumak daha çok yaşamak gerek...sevgiyle...

23 Nisan Bayramı nasıl kondu, neden kaldırıldı?

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 1921’den beri kutlanıyor.
Geçen 87 yıl içinde sadece 2 yıl, 23 Nisan, “Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kutlanmadı; resmi tatil yapılmadı.
Hatırlamayanlar, “Buna kim cüret edebilir ki?” diyecektir. Hemen hatırlatalım:
Kararı alan, 12 Eylül askeri yönetimiydi.
Kapattıkları Meclis’in egemenliğini kutlamak tuhaf olacağından 17 Mart 1981 tarihli yasayla, 23 Nisan’ı sadece “Çocuk Bayramı” olarak ve resmi tatil olmadan anmayı kararlaştırmışlardı.
Aynı yasa, “27 Mayıs Anayasa ve Hürriyet Bayramı” ile “1 Mayıs Bahar Bayramı”nı da kaldırmıştı.
O dönem karara karşı çıkan iki ismi hatırlıyorum:
Bülent Ecevit, Arayış’ı inadına “Atatürk ve TBMM” kapağıyla çıkarmıştı.
İlk Meclis’ten Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ise ulusal egemenliğin hiçe sayıldığını yazmıştı.
Sanıyorum o yazı üzerinedir ki, 1983’te Danışma Meclisi’nde 23 Nisan’ın yeniden resmi bayram ve tatil ilan edilmesi istendi. Konsey de kararını değiştirmek zorunda kaldı.
* * *
23 Nisan’ın bayram oluşunu da hatırlatalım.
Hıfzı Veldet, “İlk Meclis” kitabında (Çağdaş Yayınları, 1990) bunu ayrıntısıyla anlatır.
23 Nisan 1921, BMM’nin açılışının 1. yıldönümüdür. O gün İçel Mebusu Şevki Bey ile Manisa Mebusu Refik Şevket Bey, 23 Nisan’ın, eski tabirle “ayad-ı milliyeden”, yani milli bayram ilan edilmesini isteyen bir öneri verirler.
Öneri görüşmeye açılır. Konya Mebusu Vehbi Bey itiraz eder:
“Efendiler! Rica ederim, böyle bir kanuna ne ihtiyaç vardır? Nümayiş yapmakla bayram olmaz. Ulusumuz İzmir’e o mübarek bayrağımızı diktiğimiz gün, yüreğinde gerçek bir bayram yaşatır.”
Tabii tartışma çıkar. Kırşehir Mebusu Yahya Galip, itiraz sahibi Vehbi Bey’e, “Hoca efendi hazretleri! Bugünü gökteki melekler bile yüceltiyor, siz neden yüceltmek istemiyorsunuz?” der.
Salon karışır.
Yahya Galip iyice yüklenir:
“Ne vakit böyle bir milli bayram olur, memleketin sevinçli anları olur, bunun içine hemen ‘ahlakı İslamiye’ sokarlar. Her gün, her fırsattan yararlanarak temcit pilavı gibi bunu söylemekten ne çıkar, ben anlamıyorum.”
Mahmut Celal, onu destekler:
“Rica ederim bu, bütün Müslümanlar için büyük bir gün değil midir?”
Trabzon Mebusu Ali Şükrü, konuyu isim vermeden Mustafa Kemal’e getirir:
“Efendiler! Meclis’in kendi kendine ‘Burada toplandığım günü bayram yapıyorum, siz de bayram yapın’ demesi uygun değildir. (..) İşi bütün ulus yaptığı halde bu başarı doğrudan doğruya bize mi aittir? Mesela bir ordunun başarısı bir kumandana mı ait olacaktır?”
Son sözü, teklif sahibi Refik Şevket söyler:
“Koca bir tarihi canlandırma şerefini üzerine alan Meclisimiz bugünü elbette kutsallaştıracak ve bunu torunlarına yadigâr bırakacaktır. Bugünü ‘ayadı milliye’den sayan teklifimin oybirliğiyle kabulünü rica ediyorum.”
Tunalı Hilmi, “’Milli bayram’ diyelim” diyerek Türkçeleştirir.
Teklif kabul edilir ve kabul edilen kanun gereği 23 Nisan resmi tatil olduğundan oturum kapanır.
O günden beri -2 yıl eksiğiyle- 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır.
Kutlu olsun!

Hiç yorum yok: