22 Nisan 2008 Salı

Anadolu'nun dans diliyle Troya: Bir Anadolu Efsanesi











Merhaba,


Sanat çok geniş bir kavram. İçine -bence- dans, yazı yazmak, şiir yazmak, müzik, resim, yemek, fotoğraf, hatta dinlemek dahi giriyor...

Buradaki yazılarda hem çeşitli etkinliklerden haberdar etme isteğim var hem de sanat konusuna biraz daha yaklaşma isteğim..

İlk olarak ben birşey yazacağım gibi duruyor. :)

18 Nisan 2008 akşamı, eşimle İstanbul Gösteri Merkezi'nde, Anadolu Ateşi'nin yeni göstersi olan Troya'yı izlemeye gittik. Gösteri saat 21.00'de başladı ve başladığı an salonda sesler, nefesler kesildi!

Gösteri gerçekten izlemeye değer. Zaten ilk gösterilerinden aşina olduğumuz o renkler, dans ile duyguların çok rahat ifade edilebilmesi, o kondisyon yine vardı...

Kendi adıma söyleyeyim, nefesimi tutarak izledim. Zaten dans, benim için çok özel olan birşey, başka bir dünya...Gösteride kimi hareketleri-çoğunu mu demeliydim-"yahu ne büyük emek, nasıl da kolayca yapıyorlar" diyerek izledim...

Bu sefer gösterilerine değişik unsurlarda katmışlar. Örneğin, bir sahnede kötülüklerden bahsedeceklerdi ve sahne karardı, şeytanlar geldi. Gözlerinde ise kırmızı ışıklar vardı, daha da belirginleştirmek ve şeytani bir ifade vermek için o karanlık, flu sahnede . Neredeyse gerçek sanacağınız tipte bir ortam oldu. Bunun dışında, savaş sahnesinde ayaklarına yaylar takmış birkaç savaşçı geldi. Bu yaylarla ters takla atıyorlar, zıplıyorlar, hopluyorlar. Çok etkileyici idi..

Diğer ilgimi çeken bir nokta da, savaş sahnelerinde kılıçlar birbirine vuruken, kıvılcımlar çıkması idi.

Gerçekten, geçen seferde olduğu gibi, çok hareketli, rengarenk, üstünde çok çalışıldığı belli olan bir gösteriydi. Sahnelerde arka plan resimleri, müzikler vs. çok profesyonelce idi.

İzlemek isteyenlerin sanırım ellerini çabuk tutmaları gerekiyor, çünkü rağbet çok. Bileler Biletix'den edinilebiliyor.

Eğer bir görsel şölen yaşamak istiyorsanız, şiddetle tavsiye ediyorum...

İyi seyirler..

Gökçe

Hiç yorum yok: