24 Nisan 2008 Perşembe

iki hayvansevere atıf...

Yazılarımda bahsettiğim yavru kedilerden nihayet birine yuva bulundu ama 4 tane daha var. Hadi birini de biz aldık desek, 3 tane kaldı. Ne olacak bu yavruların hali peki?? Hala bana kimseden cevap gelmedi. Duyduğum kadarıyla çevremden, yurtışından gelenler özellikle bu dışarıda kalmış hayvanları sahipleniyorlarmış. O insanlarda başka bir bilinç var hayvana karşı (ya da daha mı genellemeliyim?) Evlerinde hayvan beslemek hoşlarına gidiyor hem de bunun bir görev olduğunu düşünüyorlar. ne güzel!

Çevresinde başka kültürlerden insanlar yaşayanlar da varsa, lütfen kendilerine iletir misiniz, ev sıcaklığına ihtiyaç duyan yavruların olduğunu...

Bu akşam itibariyle artık bir aylık olmuş yavrulara ve arkasından da annelerine parazit tedavisi de başlıyoruz. Yumak yumak sağlıklı bebekler olacaklar hepsi inşallah..Ancak içlerinden biri var ki, o biraz bizi düşündürüyor. Bu yavru aralarında en hareketsiz olanı, en az yiyeni ve diğerleri tarafından en çok ezileni...ama çok tatlıııı. çok güzel bir yüzü var ve hep bir ürkek...ben işte böyle çaresizlere hiç mi hiç dayanamıyorum..Veterinerlerle görüştüm, bu iştahsızlığın ve titremenin parazit ile ilgili olabileceğini söylediler, onun için ilk olarak onu tedavi etmeye yöneleceğiz. Arkasından da kedi sütü veya smilac 1 mamalarıyla da şırınga ile biraz da vitamin karıştırarak daha iyi beslemeye çalışacağız..Umarım ufaklığı daha iyi ederiz...

Bu yavruyu izlerken günlerdir aklımda heğp şöle bir düşünce silsilesi akıp gitti...

Doğa zayıf olanı elemine etmeyi çok iyi başarıyor...Aslında çok yavrulu doğumlarda hep mutlaka 1 veya 2 tanesi aralarında daha zayıf, güçsüz falan olur ve bu zayıf olan hayvan eğer gerçekten zayıfsa, hayatı sona erer veya güçlü ise düzelir...daha bebecikken hem de...

Böyle bir olay karşısında o zaman niye bebeğe iyileştirmeye çalışacaksın derseniz, bu da benim vicdanım..doğru olup olmamasını yargılayamıyorum. vicdan diyelim, kadınlık diyelim ne biliyim anne değilim daha ama annelik diyelim...ve ben zaten yapacağımı yaptıktan sonra, onun gitmesi gerekiyorsa, gidecek..çok saygı gösteriyorum bu duruma içimde, her ne kadar çok üzülsem de..ben bu durumu ölen kedim Fethi'de de yaşadım...iyileşti büyüdü dedik, sonra birden bizi bırakıp gitti. Gitmesi gerekti, gitti.. :(

Doğanın bu işi kendi kendine halletmesi de beni çok üzüyor -ayrılık güzel şey ölüm olmasa durumu- ama insanların bilinçli olarak zarar vermesi, öldürmesi, yok etmesi kadar değil, buna inanbilirsiniz...Çünkü benim kızdığım; yaşayan, dünyaya gelmiş, nefes alan herhangi bir canlıyı sırf kendi bencilliğimiz, egomuz, sadistliğimiz, eğlecemiz (nasıl bir eğlence ise) vb. yüzünden yoketmemiz..Yoksa doğa asla bencil değildir...Bir yaşam döngüsüdür...Bu döngüde doğal olarak herkes payına düşeni alıyor. İyi veya kötü, bunlar bizlerin yargıları...ama işte bencilliğe böyle bakamıyorum, insan doğası diyemiyorum. Demem mümkün değil..!

Bir örnek vereyim, bencilliğimize dair..mahallede 2 tane cins köpek var. bırakılmışlar sokağa. Bir hayvan sever komşumuz, arkadaşımız da sabah-gece gidip bunları besliyor, tüm aşılarını yaptırmş, onlarla hatta oyun oynuyor vs. Biz de Salı günü biraz kendilerine katıldık, çok da hoşumuza gitti..Koca koca köpekler nasılda ufacık bebekler gibi yuvarlanıp oynuyorlar, sevgiyi hissedince..Neyse, bu köpeklerden birinin sağ bacağından göbeğine kadar tüy yok. İlk önce hasta sandım ancak sonra komşumuz ile konuşunca anlattı durumu. Bu köpeklerin dediğim gibi tüm tedavilerini yaptırmşlar, aşılar vs. hastalık yok, meğer köpeğin üzerine zamanında birileri tarafında kimyasal bir madde dökmüşler ve hayvancağızın bacağı göbeğine kadar yanmış!

Düşünebiliyor musunuz!

Ya bu bir insan olsun hayvan olsun bitki olsun, böyle bir hakkı nasıl bulur kendinde eeeyyy en akıllı yaratık benim diyen insanoğlu!..

Karacaoğlan çok güzel demiş:

"Bana kara diyen dilber, seni yaratan beni yaratmadı mı?"

ya da Doğan Cüceloğlu'nun analığının - Ayşe Teyze- bir lafı var, çok yüreğime dokunan (çocuklar kuşlara sapan atarken atmamalarını söylüyor, çocuklar "aman küçücük kuş" deyince..):

"canın küçüğü büyüğü olur mu?" diye yanıtlıyor...

gerçekten olur mu? olabilir mi?

İşte insan olmak böyle birşey...

Biz istiyoruz ki, hiç rahatımız bozulmasın, cebimizden para çıkmasın, oooh öle sevelim hayvanı, insanı falan, bizim yerimize birileri birşey yapsın biz de işte canımız isterse, gidip alkışlarız belki...Evimizde yine sıcak koltuklarımızda otururuz...Artık o hayvan da ölür mü, yaşar mı banane!

İşkence yapan, öldüren insanlar acaba aynada nasıl bakıyorlar kendilerine?

ya da hadi can evinden gireyim konuya, çocukları olduğunda nasıl kıyamıyorlar ona birşey olacaklar diye?

Çok mu ileri gittim!?

Bence hayır!

Bir insan elbet ki çocuğunu koruyacak, sevecek, öğretecek vs. , böyle "insan" olacak o çocuk ama bunu öğretirken de işine gelmediğinde "pist!" demeyecek, alacak çocuğunu da ihtiyacı olan bir hayvanı da gidecek veterinere, yardım edecek. işte o zaman çocuk gerçekten öğrenecek.. öle yolda 2 kedi köpek sevmeyle, belgesel izletmeyle falan olmaz bu iş...

Bu bitki içn de aynı, başka bir küçük çocuk için de...çocuk görecek, önce anne-babasının sevgidiğini, nasıl değer verdiğini, nasıl davrandığını görecek..

Vala kusura bakan baksın bu yazdıklarıma..ukalalık da diyen elbet ki çıkar bu yazdıklarıma, varsın desin...

benim çouğum yok, bilmem çocuk sevgisini belki bir ana-baba gibi..ama bir fark var, ben sevgiyi bilirim..herşeye duyduğum sevgiyi bilirim, onu da yaşarım..Bu yeter...Bu hayvana da yeter, insana da yeter, ağaca da yeter...

Lütfen, daha duyarlı olmayanları yerimizden eleştireceğimize, azıcık ayağa kalkıp birşeyler yapalım da lafta kalmayıp, aksiyona dönsün bütün o güzel fikiler...

Bakın Yedikule Hayvan Barınağı çok bir sistem kurmuş. Ben içlerin de bulunmadım henüz ama sitelerini takip ediyorum ve bu haftasonu bir gazete bu barınakta gönüllü muhabirlik yapanlardan biri hakkında bir yazı vardı. Tolga Öztoruncu...Eşiyle çok kez sinemaya, yemeğe giderken kendilerini veterinerde bulmuşlar, ellerinde yaralı bir hayvan ile...Tam bir vicdan ve insanlık...

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8673667&yazarid=90

Yazı çok güzel, hatta diğer yazılar da çok çok güzel..adres: www.yedikulehayvanbarinagi.com

Hem kalemimiz ile hem de aklımız ile yardım edebiliriz...nerden başlamalıyım diyenler için...

(bkz. deniz yıldızı hikayesi)

Şimdi izninizle seveceğim hayvanlarım var benim...Görüşmek dileğiyle...

*** Sevgili Figen, köpekler için ben teşekkür ederim sana

ve Sevgili Tolga Öztoruncu, iyi ki var sizin gibiler, yakında aranızdayız..

Hiç yorum yok: