7 Ağustos 2008 Perşembe

yazın serinliği

ne zamandır yazmıyordum, neden? yaz geldi çünkü... :)
yaz geldi rehavet çöktü, işe zor gider gelir oldum...

Evimizin manzarası..En tepedeki ev olması itibariyle taa Aliağa'ya kadar gözlerimizin önünde müthiş bir mavi özgürülük...













sabahın erken saati plaj...havası koklanası...




























Hemen yakındaki Deniz Köy'ün içi...Sıcacık bir günde sıcacık Ege-Akdeniz stili, ufak evler, dar sokaklar...


















Sahilin hemen yukarısında yer alan çiçek böcek arasından yükselen bir Aloe Vera ağacı..ilk kez gördüm ben de..
















Yaptığımız Cunda Adası gezisinde Cunda denizi...


derken tatil geldi..ruhumu bıraktım rüzgara, güneş altında biraz bronzlaştırdım, tuzlu suya emanet ettim arınsın diye...
mis gibi ağaç kokan, deniz kokan, rüzgarı üşütmeyen, toprak kokan, kedisi, sincabı, köpekleri olan mis gibi bir yere gittik...Çandarlı'ya...
ev denize tepeden baktığından, sabah kalktığınızda ilk gördüğünüz denizin muhteşem maviliği oluyor, sonra da verandadan gelen mis gibi hava...
kahvaltılarımı reçellerimize üşüşen arılarla :), yüzümüze yemek vermemiz için cin gözleriyle bakan kedimizle yaptık..hatta kedi bey o kadar şımarıktı ki, ayaklarımızın arasında dolaşırken kimi zaman düşecek gibi de oluyorduk :))

Çandarlı Dikili'ye bağlı küçük bir kasaba. Kasaba merkezine 20 dakika uzaklıktaki bir dağınık yerleşim bölgesinde kaldık biz. Daha yeni yeni keşfedilmeye başlanmış. Denizi az biraz serin, bu yüzden de yavaş yavaş değil birden dalarak girmek gerekiyor. Rengi en koyusundan bir lacivert, pırıl pırıl...

Yemekler, uykular, elbiseler, saçlar, kokular...herşey daha bir başka, daha bir çok anlam kazanıyor tatilde...

az laf sölemek istiyorum...

az lafla bol güzel havayla geçirdiğim tatilim öyle kalsın istiyorum...

ve ben aslında hep tatilde olmak istiyorum sanırım :)

şimdi en kısa zamanda sıra yenisinde :)

Hiç yorum yok: