9 Ocak 2009 Cuma

sosyal sorumluluk -1

bugün önemli bir gündü! çok önemli bir gün!

hemen anlatacağım...

bir süre önce şirkette, gönüllü olarak bir takım kurum ve kuruluşlara ya da kişilere vb. yardım etmek isteyen ancak bir türlü bir yol bulamayan insanları yardıma ihtiyacı olanlarla buluşturmak amacıyla bir ekip kurduk. "Gönüllü Kalpler"
Sonra ekip toplandı ve anladık ki yardım etmek, ilgilenmek istediğimiz bir çok konu var ancak bunların hepsine yetişebilmemiz mümkün değil ve dedik ki bu kadar kişi ile 2 konu belirleyelim şimdilik ve ilk önce bu konuklarda ne yapabiliyoruz bir ona bakalım.
derken ana konularımızı "yardıma ihtiyacı olan çocuklar, aileler" ve "hayvanlar" olarak belirledik. Bu arada doğa ile ilgili olan, yani ağaçlandırma, çevre bakımı gibi konuları da unutmadık.
bu iki ana grubu 4er kişiden kurduk ve bir de ikisine de özel isimler verdik.
MİNİK PATİLER ve MİNİK KALPLER

ben ve 3 arkadaşım minik patiler ekibindeyiz.

2 gruba ayrılmış olmamızın şöyle bir sebebi var. 8 kişiyi aynı anda tek bir konuya kanalize etmektense, 2 konu için de bir şeyler yapabilmek. yoksa diğer gruptaki birgönüllü de pek tabi diğer grubun aktivitelerini istediği gibi destekleyip, onlara katılabilir.

bu yardım projesini gerçekleştirmek için ilk önce alanımızı belirledik ve dedik ki madem şirketimiz Kavacık'ta, o zaman biz de ilk önce çevremizi düzenlemeye başlamalıyız.

Minik Kalpler bu mantıkla ilk önce Kavacık Kızılayı'ndan bir yetkili ile görüştüler ve şu anda ihtiyacı olan 2 aileye ve bir üniversite öğrencisi bilgisine ulaştılar. Bir ailede, baba terketmiş, anne ve çocuklar var. Anneye iş imkanı gerekiyor öncelikle.
diğer aile ise; anne terketmiş, baba alkolik, çocuklara kötü muamele de var sanırım.
üniversite öğrencisi ise, bir çok eksiklik içinde Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümünü kazanmış ancak maddi desteğe ihtiyacı var okumak için.
Bu hafta çarşamba günü Minik Kalpler ekibi, bu aileleri ziyaret edip, ihtiyaçlarını belirleyecekler.

Biz, Minik Patiler ise; bugün tüm hayvanseverlerin aslında yakından takip edip, bildiği Beykoz hayvan barınağına ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla gittik. Giderken de elimiz boş gitmedik, topladığımız tüm eski gazeteleri de kolileyip götürdük. tabi bizim götürdüğümüz 2-3 koli oranın ihtiyazının yüzde biri falan :(
Hayvan barınağına bizi Beykoz Belediye Başkan Yrd. İhsan Bey bizzat arabasıyla alıp da götürdü hem de.
Bilen bilir, Beykoz hayvan barınağı, hayvanları katlediyorlar, aç bırakıyorlar vb. şikayetlerle, bu alanda bir çok sivil toplum kuruluşuyla da mahkemelik de olmuş bir barınak. ayrıca evet bir hayvansever kitlesi belki eleştirerek ya da şikayette bulunarak yardım etmek istiyorlar ancak görülen o ki, sadece mahkemeye vermek ya da bir takım platformlardan sert eleştirilerde bulunmak işe yaramıyor, daha da kötü yapabiliyor.

barınağa giden yol muhteşem bir yol. her taraf ağaç ağaç ağaç...meğer biz polonezköy tabiat parkı'na girmişiz, sonra tabelaları gördüm.
varıp da arabadan iner inmez, sevgili köpekcikler kucaklarımıza atladılar. belli ki dertleri yemek değil, ilk önce SEVGİ...
çevremizde olan, koca patilerini kucağımıza koyan her köpeciği itinayla sevdik ve ben severken ne kadar sıkıştıra sıkıştıra sevsem de sesleri çıkmadı :) o kadar ihtiyaçları var ki ve o kadar hissediyorlar ki sizin "kötü" olmadığınızı, suratlarını, ıslak burunlarını yüzünüze yapıştırmak istiyorlar :)

ilk önce hayvan barınağını gezmek istedik. genel şartları görmek ve bu arada ihtiyaçların bir kısmını da ilk önce gözlerimizle berlilemek için. o kadar güzel köpecikler var ki orada anlatamam.
örneğin, sokakta açlıktan ölmek üzere iken bulunan ve bu barınağa getirilen bir saint bernard vardı. ya da belli ki lessie kırması olan ve yerinde duramayan bir sarı uzun tüylü köpek...
o kadar çoklar ki...neredeyse 500 hayvan var barınakta.

şimdi: evet eleştirmek, yermek çok kolay. ama önemli olan eleştirirken, karşı tarafı da objektif gözle incelemek, dinlemek ve öyle bir sonuca varmak. Beykoz Hayvan barınağı yetkilileri de o kadar çok eleştiri alıyorlar ki, ister istemez onlar da yardım etmek isteyen herkese hemen güvenemiyorlar.
ilk önce dinlemek gerek., sonra sakince yol yordam düşünerek yaklaşmak gerek.

bize barınağı veteriner hekim Mehmet Bey gezdirdi. hayvan barınağında hayvanların durduğu bölmeler hep yazılarda bahsedildiği gibi pislik içinde değil, hayvanlar açlıktan bir deri bir kemik de değil. bunu görmek içimizi çok büyük bir ölçüde rahatlattı, onu itiraf edeyim. ama durumun böyle olmaması demek değil ki, bu barınağın hiçbir şeye ihtiyacı yok.

orada şu anda çabalayan insanlar var. bunların ilki yukarıda dediğim gibi ilki Vet. Mehmet Bey ve diğer ise, her gün gönüllü olarak oraya gelen ve köpeklerin bakımına yardım eden Esra Hanım.

ikisiyle de niyetimiz ve onların ihtiyaçları üzerine uzun uzun sohbet ettik. koca bir liste çıkardık. aslında bu barınağın, bir çok diğer barınak gibi yine bir çok şeye ihtiyaçları var. aşağıda listeleyeceğim, belki bu yazıyı okuyan ve yardım etmek isteyen olursa, faydalı olur.
Mehmet Bey ve Esra Hanım, iyi niyetliler ve inanın biz sormadan bir çok ihtiyacı, neler yaşadıklarını onlar bize anlattılar, açıklar yani paylaşmaya ve yardıma. biz tam tersine kıyamet koparmaya gitmiş olsaydık ne onlar dertlerini bize anlatacaklardı ne de bizim elimizde oradaki hayvanlara yardım etmek için bir şans geçmiş olacaktı.

ancak biz barınağa gitmeden önce "para"nın çok önemli olmadığını düşünmüştük, ancak barınağa gidince farkettik ki oranın daha çok gelişmesi ve iyileşmesi için kesinlikle ilk öncelikle paraya, daha sonra ise insan aklı ve gücüne çok ihtiyaç var.

barınaktaki küçük dostalarımızla, bize açık davranıp, bizi de anlayan ve kendilerini de anlatan Mehmet Bey ve Esra Hanım ile vedalaşıp yola koyulurken aklımızda, onlara gerekli olan bu yardımı nasıl sağlayacağımıza yönelik bir sürü soru işareti vardı çünkü bugün biz varız yardım etmek isteyen veya yarın da 4-5 kişi çıkabilir ama bizim amacımız "balık vermek değil balık tumayı öğretmek" olmalı diye düşündük ve bu konuda diğer ekip üyerleriyle fikir alıp verme toplantımız gerçekleştirdik.



Beykoz hayvan Barınağı öncelikli ihtiyaç listesi

* yavru köpekler için ellerinde şu anda hiç yavru kuru maması yok, çok acil sağlanmalı
* konserve mama: özellikle hasta hayvanların beslenmesinde, yeme kolaylığından dolayı çok öenmli ve hiç ellerinde yok
* süt
* her boyutta çöp poşeti
* muayene eldiveni
* her türlü multi vitaminler (subravid-vidailin vb.)
* parazit aşıları (helmipar gibi)
* alta serilen, hijyenik hasta bezi
* bazı aşılar (poratak-combibet-drontal plus-bacterim-conglop vb.)
* çamaşır suyu: temizlik için çok önemli
* köpeklerin durduğu alan fayans kaplama ve bu açık alanda kar veya yağmurn yağdığında, havadaki soğuk ile birleştiğinde hayvanlar için de üşütücü olabiliyor. kolay temizleneilmesi hem de hayvanların ayaklarını soğuktan kesmek için yerlere kalın, delikli, plastik kaplama (ismini hatırlamıyorum, fotosunu bulursam buraya koyacağım, ne demek istediğimi ancak bu şekilde anlayabileceğim)
* kapalı bölümleri için üzerinde uyudukları sağlıklı ve daha sağlam, temizliği de kolay büyük paletler
* büyük boy mama ve su kabı: ancak plastik olmayacak lakin ufaklıklar kemiriyorlarmış, çelik kap tercih sebebi
* tekerlekli köpek sedyesi
* kırık ameliyatları barınakta yapılamıyor, özel veteriner ameliyatları ise 750-550 gibi rakamlara yapılıyor, bunlar için maddi kaynak


NOT:
1. olanlara, yaşadıklarımıza, kararlara bir sonraki yazımda devam edeceğim ancak yine de önceden belirtmek istiyorum: bize katılmak isteyen herkese ama herkese yerimiz var. maddi manevi her türlü desteğe açığız...ben ne yapabilirim ki demeyin, bir hayvanın başını okşamanız bile bir çok şeyi onlar için kolaylaştırıyor aslında...

iletişim için: gokceozses@gmail.com

2. bu günlüklerimizden çevrenizde hayvansever olan ya da gönüllü bir takım aktivitelere meraklı arkadaşlarınızla, aile bireylerinizle paylaşırsanız, belki onların da bir ihtiyaçlarını karşılamış olacaksınız. belki arıyorlar ama ne yapacaklarını bilmiyorlardır, işte fırsat!


yazını devamı daha sonra...

Hiç yorum yok: