15 Nisan 2009 Çarşamba

2 film: Tatil Kitabı / The Reader

Tatil Kitabı

yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Seyfi Teoman'ın yaptığı, 2008 yılı yapımı bir Türk filmi.

Silifkeli bir ailenin bir yaz boyunca başından geçenleri, daha çok ailenin küçük oğlu Ali’nin bakış açısından anlatıyor. Filmin başlıca karakterleri; sert mizaçlı bir baba, bi anne, her ne kadar eniştesinin gözüne girememiş de olsa, fikirleriyle, öğütleriyle çocukların ve ailenin yanında olan bir dayı, İstanbul'da askeri okulda okuyan bir abi ve 9 yaşındaki Ali.

Filmde en çok dikkat çeken nokta, tipik bir Avrupa filmi gibi çok fazla diyalog olmamasıydı bana göre. Sonra ise, bazı yerlerde kopukluklar olması ve sonunda "ee noldu şimdi" şeklinde kalakalmam. ama izlerken garip bir şekilde beni içine çeken bir filmdi. silifke şirin bir yere benziyor, görmek lazım duygusu uyandırdı bende.

şimdi ben burada atıp tutuyorum ama filmin birçok ödülü var. ayrıca dünya galasını da 58. Berlin Film Festivali'nin 'Forum' bölümünde yapmış.

ödüller:

2008 Avrupa Film Ödülleri, Discovery Award Adayı
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Ulusal Yarışma En İyi Film Ödülü (Nisan 2008)
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Ulusal Yarışma FIPRESCI ödülü(Nisan 2008)
54. Taormina Film Festivali - Jüri Özel Ödülü (Haziran 2008)
16. Artfilm Uluslararası Film Festivali - 'Mavi Melek' En İyi Film Ödülü (Haziran 2008)
15. Palic Uluslararası Film Festivali - Gorki List Tolerance FIPRESCI Mansiyon Ödülü
Montreal World Film Festivali İlk Filmler Yarışması Bronz Zenith Ödülü (Ağustos 2008)



The Reader (Okuyucu)

bir Ralph Fiennes ve Kate Winslet harikası!
david kross ise ayrı bir zevkti.


Kate Winslet, bu filmdeki Hanna Schmitz rolü ile 2008 Altın Küre Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın ve Akademi (Oscar) Ödülleri'nde ise En İyi Kadın ödüllerini kazandı.
kendisinin her filmini izlememiş olsam da, çok sağlam bir Kate Winslet hayranıyım..kadının hamuru iyi, bu konuda başka da bir şey demem...;)

kısaca konusu; II Dünya Savaşı sonrası, 1958 yılında, 15 yaşında bir çocuğun (michael), kendisinden hayli büyük olan bir kadın (hanna schmitz) ile ilişkisi başlar. Sonra bir gün bu kadın ortadan kaybolur. aradan 8 yıl geçtikten sonra, hukuk öğrencisi olan michael, bir savaş suçluları mahkemesinde hanna'yı tekrar görür. ancak hanna artık bir savaş suçlusudur...

yazılan çizilen birçok yorumun aksine ben, filmin de zaten asıl konusu olan "adanmış sevgiler ve hayatların" gerçek olduğuna inananlardanım. zaten filmin afişinde de soruyor "bir sırrı saklamak için ne kadar ileri gidersiniz?" diye...??

filmi savunmayacağım, kendini tarihe bıraktığı iz ile savunuyor yeteri kadar ;)

Hiç yorum yok: