27 Nisan 2009 Pazartesi

3 film




















einstein & eddington:

yönetmen: philip martin / 2008 yapımı

fizikle ve einstein ile ilgili olan hemen hemen her şeyi ağzı beş karış açık olarak izlemeyi çok ama çok seven ben, bu filmi yine izlerken yine çok büyük keyif aldım.
einstein ile ilgili bir film izlerken veya bir yazı okurken, hep aslında hayata dair çok acaip ve önemli bir şeyi hiç söylenmemiş gibi hissederim. kısaca, söylediğinden daha fazlasını biliyormuş ve daha çok şey "farketmiş" ama sessiz kalmış gibi...
biraz septik ve obsesifçe ama elimde değil, keşke yaşasaydı da o dağınık saçların arkasını daha iyi anlayabilseydik...bu konuda daha önce bir şeyler de karalamıştım blogumda..

ancak, bu hayranlık tabi film yorumlarımı çok etkilemiyor.
ama yine de filmi çok beğendim! :)
andy serkis'in oyunculuğu, özellikle einstein'ın hasta olduğu dönemi anlatırken, gerçekten başarılıydı.
film, einstein (andy serkis) berlin'de iken görelilik kuramını çözdüğü dönemi ve taa ingiltere'den kendisini destekleyen ve aslında kuramı görmesine bi anlamda yardımcı olmuş, yine bir bilim adamı olan arthur eddington (David Tennant) ile olan ilişkisini anlatıyor.
bu arada tabi einstein'ın çocukları ile olan bağı, karısı ve hem sevgilisi hem de kuzeni elsa ile olan ilişkisinin başlaması ve gelişmesi de filmde verilen diğer noktalar.

milliyetçilik, savaş, ırkçılık vb. kavramlar dışında bilim, yardım, destek, aşk, bağlılık ve belki delilik üzerine güzel bir film. çünkü, film ı. dünya savaşı zamanında geçiyor ve almanlar gaz ile ölüm deneylerini üniversitelerin çatıları altında gerçekleştiriyorlar. ama aynı zamandan savaşta olan iki farklı devletin iki farklı bilim insanı da birbirini tüm karşı çıkmalara rağmen destekliyor.

tüm bu paragfta yazdıklarım, zamanına göre bakılırsa delilik değil de ne??





















reign over me: türkçe'ye "hayatı yakala" şeklinde çevrilmiş.

mike binder / 2007 yapımı

adam sandler bir filmde oynuyor ise, o filmi izleyip izlememe konusunda çok fazla düşünmeyiz ben ve sevgilim. bu filme dün sinema kanallarından birinde rastladık ve balıklama atladık.
her ne kadar filmin infosunda konusu hakkında dram yazsa da, adam sandler olayı biraz seyreltmiş olabilir gibi bir süphe vardı içimde ama yok, harbiden film bir drammış.

filmde, 11 eylül saldırılarında uçakta yer alan karısı ve 3 çocuğunu kaybeden bir adamın (charlie fineman-adam sandler) yaşadığı travma ve üniversitede bu adamın-charlie'nin oda arkadaşı olan doktor alan johnson'ın arkadaşına yardımcı olurken, kendi hayatını da bir anlamda incelemesi anlatılıyor.

ayrıca adam sandler filmde olduğu gibi gerçekte de bir bruce springsteen - the river albümü hayranıymış..
bunlar da wikipedia'daki ilginç bilgiler:
1. Mike Binder Charlie Finamanı Tom Cruisenin oynayacağını düşünmüş ve senaryoyu onu göre hazırlamış.Fakat Tom rolü redd etmiş ardından Brad Pittde rolü redd edince en sonda Adam Sandler almış.Sandler ,"Film için başka oyuncu bulmalarını istiyordum çünkü bu rol çok özen gerektiren ve ciddi bir oyunculuk içeren bir rol,ve böyle olduğu içinde biraz korkuyordum rol almaya".
2. Jennifer Garner çekimler başlamadan bir kaç gün önce rolü bırakmış.
3. Hastanede geçen sahnelerde Charlie Fineman bir tamakwa t-shirt'ü giyiyordu, bu Mike Binder'in Indian Summer filminde geçen camp tamakwa'ya bir göndermedir.
4. Liv Tyler'in canlandırdığı Doktor Angela Oakhurstun oda numarası 1138`dir.Bu George Lucasın ilk uzun metrajlı filmi olan thx 1138 e göndermedir.
5. Doktor Alan Johnson'ın muayenehanesinde, hemşiresinin masasının sol tarafında 01.20.09 ( 20 Ocak 2009) tarihli bir yapıştırma gözüküyor.Bu George W.Bush'un beyaz saraydaki son gününün tarihi. :)
6. Adam Sandler ve Don Cheadlen'in filmde oynadıkları oyun Wanda to kyozô (2005) (Shadow of the Colossus) oyunudur.




















idiocracy:
yönetmen: mike judge / 2006 yapımı

zeka seviyesi düşük insanlar sürekli ürerlerse ve tam tersi zeka seviyesi yüksek insanlar ise kontrollü ürer veya hiç üremezlerse, 500 sene sonra dünyanın nasıl bir yer olacağını anlatan bir film. (idiotracy;)

ben çok beğenmedim. filmin yapılış amacını, neyi vurgulamak istediği çok açık verilmiş ancak nedense beklentimin altında kaldı. film bittiğinde, neredeyse "oh bitti ya!" dedim..

fikren güzel, şeklen cıks, ıı ıhh yani..napim..

hıım unutmadan: bi nevi türkiye'nin de geleceğini izlemek gibi oldu, o ayrı :(

1 yorum:

lunawar dedi ki...

bazı adamlar var, filmlerini kayıtsız şartsız izlediğim.. Adam Sandler onlardan biri.. son dönem beni (You Don't Mess with the Zohan) hayal kırıklığına uğratsa da yıkılmış değilim:))
Bu filmi bulup izlediğimde ve bir de filmin üzerine Eddie Vedder tarafından yorumlanmış love, reign over me çalmaya başladığında merdivenlerden yuvarlanmış bedenime bir de sağlam tekme yemiş gibi hissetmiştim..
kendim yazmayı beceremedim film hakkında.. bir daha ki izleyişime diye saklamıştım.. bu bir giriş olsun.. artık izler ben de söylerim iki cümle:))