15 Mayıs 2009 Cuma

psikosomatik bi deterjan türü değildir

neredeyse 2 haftadır abidik bir farenjit, sonra da daha da bi gubidik larenjit ile uğraşmaktayım...
geçen hafta ve bu hafta birer kez olmak üzere 2 gün sesim tamamen gitti.
bu sessizliğin tek bir faydası oldu, o da bana değil. çevremdekiler az bi kafalarını dinlediler. yine de tüm gayret fıs fıs konuşmaya çalıştığımdan, boğazım ağrısa bile az buz derdimi anlattım karşımdakine :))

şimdi konumuz laren veya faren ile başlayan "jit"ler değil pek tabi...
konumuz bu ses kısılmasının fizyolojik olduğu kadar psikolojik olma boyutu...
ses kısılması, konserlerde çok bağırmak, soğuk biraları, kolaları hüpletip, mutluluk çığlıkları atmak ya da ne bileyim benimki gibi reflü sebebiyle hırpalamak olabilir ama ya canınız artık konuşmak istemiyorsa ve beyninizde bunu "sesimi kıs" yani "turn off the volume please" şeklinde anlıyorsa ne olacak?
sesi kısacak.
aldığı kod o garibin napsın.
konumuz hastalıkların psikolojik sebepleri...

hiçbir şey sebepsiz olmaz diyerek, Louise L Hay'ın "Düşünce Gücüyle Tedavi: Bedeninizi İyileştirin"(tüm hastalıkların zihinsel sebepleri) kitabından aldığım kısa bilgiyi buradan paylaşmak istiyorum.


kitaba göre, larenjitin sebebi: öfkeden konuşamamak, konuşmaktan korkmak ve otoriteye kızgınlık. evet, otoriteden hazetmem ama yine de bu konuda henüz çok net bir yorumum yok, üstüne az bi düşünmem gerek...
beynimiz herhangi bir şey ile ilgili herhangi bir algı yarattığında, o algıyı çağrıştaracak en ufak bir olay, beynimiz ve vücudumuzun yine o algıya göre tepki vermesine sebep oluyor. yani beyin gerçek olan ile olmayanı ayıramıyor. (dejavu dediğimiz şey de buna yakın bir şey)
(mesela, gözleriniz kapalı komik bir şeyler düşünün dese birisi bize, oooo hepimizin yüzünde kesin aptal bi sırıtış olur. şimdi; bu ne demek? zihnimizde canlandırdığımız şeye beynimiz ve haliyle biz, gerçekmiş gibi tepki veriyoruz ve gülümsüyoruz;)
bu ayrımın olmaması ve algının değişmemesi bir süre sonra bedensel sorunlara da sebep olabiliyor.

bir örnek; aşırı şişmanlığın sebebi hormonal sebepler olabilir ya da sadece fazla yemek ve hareketsizlik de olabilir. hepsi ayrı ayrı incelenebilir ama genel olarak aşırı şişmanlığı sebebi "korku, korunma gereksimi. duygulardan kaçmak, güvensizlik, kendini yadsımak, tamamlanmayı aramak" olarak açıklanıyor. çünkü hiç bir psikolojik veya fizyolojik sıkıntısı olmayan bir insan, doyduğu halde fazla yemez. hiç bir canlının doğasında yoktur bu. farelerde yapılan deneylere göre, beyinleri tarafından salgılanan stres hormonu bir şekilde arttırıldığında, fareler otomatik olarak fazla yemeye başlıyorlarmış. haliyle stres hormonunu fazla çalıştırabilecek bir ortamda yaşamak ve/veya hormonun fazla salgılanmasına sebep olacak bir düşünce sistemi, kilolu olmakla sonuçlanabiliyor. (bu, sonuçlardan sadece biri ve ayrıca bir kısır döngü)
eskiden çok fazla kilolu biri olarak, bunu yüzde 200 doğrulayabilirim, tecrübeyle sabittir.

bir örnek daha; hayatını sabit olma, risk almama üzerine kurmuş kişiler özellikle bacaklarında büyük problemler yaşıyorlar. bunun sebebini kısaca, ileri gitmek korkusu olarak da ifade edebiliriz. bu tip sıkıntı çekenler grubuna çok inatçı kişileri de koyabiliriz mesela. burada söz konusu nokta, bir şeye karşı çok fazla direnç göstermek aslında.

ruh-beden-zihin üçlüsü arasında denge bozulduğunda, olumsuz fikirler, yargılar, onaylamalar ortalığı sardığında hastalıklar, mutsuzluklar ne yazık ki hayatımızdan eksik olmuyor. detay için kitabı almanızı tavsiye ederim ama takıntı haline de getirmemek gerek :)

bu tip şeyleri hayatında çok deneyimlemiş biri olarak, elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum ancak tabi benim de ipleri elimden kaçırdığım oluyor.

2000 yılından beri reiki ile ilgileniyorum. kısmetse yakın zamanlarda reiki eğitmeni de olmak istiyorum, hocamız Muhsin Bey'in bi lafı vardı, başka yerlerden de aşına olabilirsiniz, "DİLEĞİNİZİ İYİ YAPIN, MAAZALLAH OLABİLİR" ya da şöyle de söylenir "DÜŞÜNCENİZE DİKKAT EDİN, GERÇEK OLABİLİR"
yani ne düşünüyorsak, hayatınızda onu kılıyoruz.

bu arada: hocanın dediğini yap, yaptığını yapma ;)

1 yorum:

Tolga dedi ki...

Ben de yaptıklarımı unutuyormuşum sevgilimin bahsettiği kitaba göre...