23 Haziran 2009 Salı

2 film: randy the ram / closing the ring


Oscar'ların verilmesinden bu yana 6 ay geçti, henüz izleyebildim the wrestler'ı..
film güzeldi, o konuda bir şeyler parçalamama gerek yok.

benim takıldığım nokta başka.
bir insan zaman içinde bu kadar nasıl değişir, değiştirilir, korkunçlaştırılır?

the wrestler sayesinde yeniden mickey rourke'u karşımda görünce, bir de uzun sarı saçları (uzun saçla bir problemim yok da), oscar'ı alırken uzattığı ellerindeki canavar tırnakları, iri kıyım kasları olduğunu farkedince dondum kaldım..
yahu bu adam eskiden hoş bi adam değil miydi?

niye bunu bu kadar gerip, içine hava basmışlar ki? hadi doktorlar doktorluk yapamamışlar da, o niye izin vermiş ki??
garip


bu konuya neden takıldığımı bilmiyorum.
görsel bir insanım ben harbiden ve bi şölen bekliyorum kendi çapımda demek ki..
üzüldüm adama ve o güzel filmin, güzel çekimlerine kapılmışken bile *hay allah hay allah* deyip hayıflandım elinde çekirdek çitleyen teyzeler gibi..

filmin müziklerini ele geçirdim!
çok güzel çok güzel..buyrun burdan filme ani bi geçiş yapalım, slash eşliğinde...
ve sevgiyle, tüm sadakatimle firehouse ...
daha bruce springsteen var, ratt var, rhino bucket var, var da var..

bu arada marisa tomei teyzemiz beni şaşırttı.. hani daha çok *hanımca* rollerle kalmış ya aklımda, bu yüzden performansına 10 puan 10 puan 10 puan!
ayrıca, eğer bir gün işsiz kalırsa, filmdeki rolünde iyi bir kariyer yapabilir gibi ;)

the wrestler'i izlemek gerek, hiç olmadı müzikleri şerefine..


bi pazar gecesi filmiydi.
dram
shirley maclaine ve christopher plummer olmasa, bir yere kadar idare ederdi.
aşk uğruna insanların ne sözler verebileceğini ve de tutabileceğini anlatan bi film.
ama "rastlantısal romantizm" için biraz zorlanmış sanki.
izlemeli mi?
hiç filminiz kalmamışsa, evet.

Hiç yorum yok: