3 Ağustos 2009 Pazartesi

kitap kitap kitap...

BEN, MONA LISA


yıl 1478, nisan ayı...
ortaçağ'ın tam ortası...
rönesans'ı başlatan aile, mediciler'in başına inen kara bulutlar.
korkunç bir cinayet, kocaman bir aşk, dipsiz ihanetler, cahillik.
floransa...
bugünkü ışıltılı turistik yaşantısından uzak.

sanat yasak, veba ve açlık her yerde, şehrin kendisi bile günah sayılıyor.
sanata düşkünler acımasızca öldürülüyor, yakılıyor.
kapılar içeriden ve dışarıdan kilitli dünyaya.

bir kadın.
mona lisa.
kaderi kanlı ve acı dolu ama tutkulu.
kadere karşı duran, cesur, gözü kara.

ve leonardo.
sanata düşkün, sanat için her şeyi göze almış
ve o tablo.
içinde yüzlerce soru barındıran o gülümseme.

okurken çok etkilendim. o dönemki cahilliğe, yobazlığa inanamadım. bazı geceler elimden bırakamayıp, hatta aklımdan da çıkamayıp, rüyamda gördüm.

kurgu çok güzel.
bi tarafta sanat, beni büyüleyen...
ayrıca kapak tasarımı da çok hoş.

tarihsel roman okumayı sevenlere tavsiye edilir. bir solukta okuyacaklar kesinlikle..


"öldükten sonra tekrar dünyaya gelme" konusu kesinlikle reddetmediğim ama kabul de etmediğim, öööllece duran bi muamma zaten benim için, bir de dünyaya karınca olarak gelme ihtimali gerçekten ilgi çekici.

kitabın arkasında yazan bir cümle var, sevgilimi ve beni okumadan önce epey güldürdü ve bizleri kitabı okumak için harekete geçirdi. :)

“Hitler ve yandaşları gibi gerçek kötü adamlar bedel ödemek için bağırsak mikrobu olarak yeniden doğmuşlardır.”

konusuna kısaca değinmek gerekirse; almanya'nın çok ünlü bir televizyoncusu...bir gün kocasını aldatır, kızını ise zaten işi ve bencillikleri dolayısıyla yeterince ihmal etmiştir. kocasını aldattığı gece -şaka gibi- uzaydan kafasına Rus Uzay İstasyonu’nun bir parçası düşer ve sevgili tv yıldızımız orada ölür, fakat garipliklerle dolu yeni bir hayat da başlıyordur bir taraftan. 6 ayak, top gibi bir kafa, bir tünel...o bir karınca!

her reenkarne oluşta Buddha gözüküyor ve yukarıda çok güldüğümüzü söylediğim o cümleyi "sen karınca olarak geldin, dua et" gibilerinden söylüyor :)

yanlışlıkları anlayıncaya kadar, yeteri kadar "iyi karma toplayıncaya" kadar huzur yok reenkarne hayatında, onu anladım. yeteri kadar iyi karma toplamışsanız da zaten bi daha dünyaya gelmiyor nirvana'ya ulaşıyorsunuz, sonsuz huzur yani.

çok sık da düşündüm, ya ben ne durumdayımdır acaba diye. hani ölsem ne olarak gelirim acaba dünyaya? gelmemek ve doğrudan nirvana'ya ulaşmak gibi bir şeyi konduramıyorum kimseye, vala kendime de..kitap komik falan ama insanın böyle bir sorunun aklına gelmemesi, kendi adına da bi endişelenmemesi mümkün değil :)

deniz kenarı yaymacası, gölge altı hamak sallanmacası sırasında eğlenesi bir kitap olarak kesinlikle tavsiye edilir :)
vala bizim ailede elden ele dolaşmaktadır hala.. :)


kitabın arka kapağından:

"Korku, kaygı ya da stres içinizi kemiriyorsa
Hiçbir şey yapamadan donakalıyor ya da
etkili ve net davranışlar sergilemiyorsanız
Duygusal karmaşadan kurtulamıyor ya da geçmişe takılıp kalıyorsanız
Bunalımdaysanız; amaçsız, boşlukta hissediyor
ya da hayattan tat alamıyorsanız.
Önemli bir hastalıkla mücadele ediyorsanız
ya da kronik hale gelmiş fiziksel bir rahatsızlığınız varsa
YOLCULUĞA HAZIRSINIZ!"
**
brandon bays'in karnında basketbol topu büyüklüğünde, kanserli bir tümör tespit edilir. acilen ameliyat edilmelidir ancak kendisi yıllardır alternatif sağaltım ile uğraşan birisidir ve doğal yollarla -yiyecek, masaj, akapunktur vb. - kendi kendisini iyileştirebileceğine inanmaktadır.

tümör hangi duygunun yansımasıdır vücuduna??

kendisi ile ilgili bu yolculukta, bugüne kadar aslında "varlığına alıştığından farketmediği" içindeki öfkeyi ve onu rahatsız eden duyguları temizler, sonunda bir kaç hafta içinde tümör yokolur!

kişi, duygularını doğru kanallarla ifade edemediğinde, o duygular vücutta mutlaka başka bir şekilde ifade edilecektir.

hazır bu konuda bir kitabı paylaşmışken, henüz almadığım ama incelediğim bir kitap daha var.
"zihin gücüyle iyileşme", yazarı debbie shapiro, yakamoz yayınları.

daha önce bu tipte bir kitap olan "düşünce gücüyle tedavi"ile ilgili bir yazı yazmıştım, şimdi bu kitap bir adım daha ötesi gibi sanki. içine göz gezdirdim de hoş açıklamalar var. okuyunca bi yazı da bunun için yazarım nolacak :)
ilgilenenlere duyurulur.

3 yorum:

biberli dedi ki...

bu da sevgilimin bir kitap önerisi:
http://blog.ozses.net/2009/07/30/yerdeniz-buyucusu/

Tolga dedi ki...

Ben şahsen Kötü Karma'yı okurken çok sürüklenmiştim, öyle ki diş doktorum dişimi uyuşturup gidiyordu ve ben kitabı çıkarıp okuyordum. Kendi blogumda da belirttiğim gibi benim bir kitabı kaç günde okuduğumu ölçmek gibi bir huyum vardır; ve ben bu kitabi otobüste, diş doktorunda da olmak üzere iki günde okudum.
Ben Mona Lisa'yı ise okumak istiyorum, ancak elimdeki Yerdeniz serisini bitirmeden okumak istemiyorum (belki de okurum, eğer ara vermek istersem).

nilo dedi ki...

gökçe kız, ilk ikisi çok ilgimi çekti ;) Edinmek lazımdır;)