3 Ocak 2010 Pazar

2009 değerlendirmesi ve 2010 süper lig maçları...


52 hafta, 365 gün 6 saat yani 2009 biteli 3 gün oluyor.

bu yılın muhasebesini içimde yaptım, aldığım dersler, alacağım dersler belli. şimdi 2010'da aldığım derslerin sağlamasını yapıp, almam gereken yeni dersler için kafa patlatacağım...

yapacak bir şey yok, büyümek dedikleri şey bu bence. insan 60 yaşına da gelse o dersler hiç bitmeyecek..."hamdım, piştim, yandım" demek kaç kişiye nasip olur bilemiyorum. bu lafla ilgili ekşi sözlük'te okuduğum çok hoş bir yorumu buradan da paylaşmak istiyorum:

"mevlana'nın hayat serüveni kadar insanlık mertebelerini de özetlediği cümlesidir. ham, tenine kul olan biyolojik insandır ve insanlık merdiveninin en alt basamağını mekan edinmiştir; nefsini yenip piştikçe basamak basamak yükselir, der. bu olgunluk seviyelerini çok defa çeşitli misallerle anlatmıştır.

örneğin, ham adamı (bedeni) kandile, olgun adamı (canı) güneşe benzetmiştir. "kandil ancak bulunduğu yeri, güneş ise tüm dünyayı aydınlatır, her eve misafir olur. küçük bir üfürük bile kandili söndürebilir,ama rüzgardan, boradan aya ve güneşe ne gam." demiştir.

başka bir örnek meyvenin hamlığı ve olgunluğu üzerindendir."ham meyve dalına sıkıca yapışır. olgunlaşıp tatlılaşınca da dalda duramaz, düşer.dünyaya sımsıkı sarılmak hamlıktır, olgunlar daha hayırlı olanla ağızları tatlılaştığı için dünyaya soğumuştur." demiştir.

ham insan dalına yapışan meyve gibi, tırnaklarını dünyaya geçirir sıkıca tutunur. olgun insan ise ahireti unutmaz. çoğu zaman dünyevi nimetlerden istifade bakımından ikisinin birbirinden farkı yoktur ancak biri dünyaya hakim, öbürü mahkumdur. işte asıl fark onların iç manzaralarında, dünyaya karşı iç tutumlarındadır; demektedir.

örnekler çoğaltılabilir, misk ve tezek dediği bu ham ve olgun canların parçalandığında iyi ve kötü kokular yaymasından ayırdedilmesi; biri ezberci diğeri beslenen ham ve olgun akıl; "hamdım piştim yandım" sözünün derinliklerindeki gizlerdendir."
***

2010'a girerken annem ve babam bana, hayalimdeki iş için ilk eşyamı aldılar :) bakıp bakıp mutlu oluyorum :)
kedilerimden Şanslı biraz üzdü bizi...dün 39.6 derece ateşi vardı ve kan değerlerine göre bağışıklık sistemi zayıflamış. tahliller, iğneler derken bugün ateşi daha az gibi...epey oynadık kendisiyle, koklaşa koklaşa...yarın da immunex'e başlayacağız.

kara elmas oğlum biber'imde ise şimdilik her şey stabil...maşallah...yiyor, uyuyor, göğsüme çıkıp mırıldayarak kendini sevdiriyor... :)

canım oğullarım benim...kulaklarına "birlikte yaşlanacağız unutmayın, tamam m?" diye tembihlemeyi unutmuyorum :)

2010'un ilk filmine dün gittik sevgilimle..."Yahşi Batı" (yan tarafa bi tık alim). bi cem yılmaz filmi..


gülmekten kırılma beklentisiyle gittim, kırılmadım ama çok güldüm. cem yılmaz'ı çok severim ben. şaşırıyorlar ama ben yakışıklı da bulurum kendisini.. :) bu kadar zeki, sevimli, zibidi kaç komedyen var ki...?

filmde kelime oyunları çok güzel... cem yılmaz, ozan güven ve demet evgar ile uyumu süper...evet küfür var ama hani bazı insanlar ne kadar argo konuşurlarsa konuşsunlar batmaz ya, işte cem yılmaz da benim için böyle...

filme sinemada gidebilirsiniz tabi ama evde izlemek bence hiç de absurd değil, evin koltuk rahatlığında daha çok gülünebilir hatta, bizzat bence şahsen :)


***
2010 süper ligine gelirsek....
* 2010'da da içime bakmaya devam edeceğim...
bunun içinde acı da olsa, hoşgeldin diyeceğim o acıya, vardır bi hikmeti hayatıma girmenin diyeceğim..ya benim öğreneceğim bir şey var ya da başkalarının...
* mutlulukları hoplaya zıplaya kucaklayacağım ama varlıklarının ne kadar değerli olduğunu unutmadan...
* hayatımdaki en değerli şeyleri (ailem, sevgilim, kedilerim ve zaman zaman aynı yöne bakmasak da birbirimizi sevmeye devam ettiğimiz, birbirimizin yanında olduğumuz, desteklediğimiz arkadaşlarım) kaybetmemek için dua edeceğim tekrar tekrar ve benimle oldukları için şükredeceğim Tanrı'ya...

* ŞÜKREDECEĞİM ama maddi mutlulukların bi araç, manevi mutlulukların ve sağlığın ise kalıcı ve yaşamsal olduğunu unutmayacağım...
* düşüncelerin insan bedenini hasta veya daha sağlıklı edebileceğini, ağzımızdan ve kafamızdan olumsuz ne çıkarsa dönüp bizi bulduğunu, bazı şeyleri anlamak için sessiz kalmak ya da sadece dinlemek gerektiğini, hayra emanet etmek gerektiğini daha çok hatırlayacağım...
* sevginin büyüyen, yayılan, iyileştirici, birleştirici en büyük hazine olduğunu çevreme de kendime de daha çok hatırlatacağım ve bunu yaşatmak için elimden geleni yapacağım..
* dünyadaki tüm canlıların biz-insanoğlu gibi yaşamaya hakları olduğunu, onları da bi canı olduğunu çevreme daha çok anlatacağım ve gücüm yettiğince de yardımcı olmaya devam edeceğim...
* insanların hayatlarında yapmaları gereken en radikal ya da en basit değişimi dışarıdan birilerinin değil, yine bizzat kişinin kendisinin yapması gerektiğini sağa sola daha çok yazıp, çevremdeki bu tip insanları -ve kendimi de- daha çok cesaretlendireceğim...
ve en son olarak da;

* dumanı üstünde, taze bir İngilizce öğretmeni olarak, Tanrı'nın bana şans vermesini, öğrenmeye hevesli bir çok arkadaşla karşılaşmamıza yardım etmesini diliyorum...

bi de;
kendimi olduğum gibi seviyorum ama 5-6 kilo daha vermeyi diliyorum, laf aramızda... :))

YENİ YIL, YENİ YIL, YENİ YIL, YENİ YIL
HERKESE KUTLU OLSUN...
YENİ YIL, YENİ YIL, YENİ YIL, YENİ YIL
HERKESE MUTLU OLSUN!
:))

ilk foto kaynak:bu

1 yorum:

lunawar dedi ki...

olur..
hepsi olur arkadaşım..
yeter ki sen iste:)