29 Mart 2010 Pazartesi

phenomenon

dün çok keyifli bi pazardı ben ve sevgilim için...
dümdüz yattık, yedik, yattık sonra bi bakmışız ki uyumuşuz..
ama önemli olan, uyumadan önce "iyi" bi film izledik...
PHENOMENON...(türkçe'ye mucize diye çevrilmiş, ne yazık)

oyuncuları; John Travolta (kıvrak aktörüm:), Kyra Sedgwick (Closer dizisinin en şugar baş aktristi, şirin hatun), Forest Whitaker (çok filmde gördüğümüz iyi aktörlerden, en son belki Vantage Point'ten hatırlarsınız), David Gallagher (ben bu çocuğu nerden hatırlıyorum dedim ve baktım ki, benim izlediğim tüm polisiye dizilerde oynamış meğer)
yönetmeni; jon turteltaub...

film ile ilgili neler denmiş diye bakınırken, başka laf yazmama gerek kalmayan bi açıklama buldum ekşi sözlük'ten. yazanın klavyesine sağlık :) :
"başrolde john travolta'nın oynadığı bir jon turteltaub filmi.kendi halinde bir çiftçi olan george malley bir gün bir ışık görür,o andan itibaren beyni inanılmaz harika bir şekilde çalışmaya başlar,ama fazla zeka başa beladır, olaylar gelişir."
vala biraz parapsikolojik, psikolojik şeyler, duygusallıktan ziyade duyarlılık, biz kimiz, neyiz, mutluluk vs. gibi konulara ilgi duyuyorsanız, yanında da tatlı niyetine john travolta almak isterseniz, çok güzel bi film...benim tanıdığım bi kaç kişi var bu filmi izlediğini veya izleyebileceğini düşündüğüm, sayım mi isimlerini?
t...u, p...n, e..n, e.a, u..d, h...b, a...r gibi. hadii arkadaşlar görim sizi :))))))

filmde bir çok diyaloğu çok sevdim ama en çok sevdiğim diyalog işte bu; neden acaba? ;)
(bölüm 10, 7:30. dakika ;)
-
Türkçesi:
..........................
Bakın, eğer bu elmayı yere koyar
ve sonra orada bırakırsak
birkaç gün içinde iyice çürür ve yok olur.
Ama, eğer onu böyle ısırırsak
Bizim bir parçamız olur.
Bizimle birlikte kalır, sonsuza dek.
Her şey, bir yerlere doğru yol alır.
Her şey.
....................

İngilizcesi:

...............

You know, if we were to put this apple down...
and leave it, it would be spoiled and gone within a few days.
But if we were to take a bite of it like this,
it would become part of us, and we could take it with us forever.
Al-- Everything...is on its way to somewhere.
Everything.

............

filmi izlerken çok kaptırdım kendimi farkındayım...
beynin, insanın farkında olarak ya da olmadan yaptırabildiği, "oldurabildiği" her şey bende hayranlık nidalarına yol açıyor...
tabi beyin iyi ya da kötü sonuç bilgisini taşımadan harekete geçiyor, sonrasında "algı" giriyor devreye ve alın işte size koca bi homosapiens yaşamı! ama enteresan bi organ vesselam, değil mi?..kendi yarattığı ilüzyonun içinde mutlu ya da mutsuz olmak...

benim de böyle süper bir beynim olsa diyenlere, aman dikkat diyorum, maazallah sonra insanlar dalga geçebilir, asosyal olunabilir, kişi sosyal çevresinden dışlanılabilir, tüm istihbarat birimleri peşinize takılabilir vs. :)

neyse, konu şu ki, beyinde gerekli teçhizat ve sistemi kurulursa (ya da sistem çökmeye başlarsa), çok acaip şeyler yaptırır insana...buna suyun üstünde yürümek de dahil..vala bak! ciddiyim...

izleyin görün (yok, suda yürümüyor ama...)

film trailer için bu video

filmi youtube'dan bölümler halinde izleme şansınız da var, aşağıda birinci videonun bağlantısını veriyorum, youtube açıldığında sağda yer alan sırada onbirinci bölümün sonuna kadar izleyebilrisiniz. 10 ve 11. bölümler benim favorim...

1. bölüm

iyi seyirler!!

3 yorum:

nilo dedi ki...

hıııım şekerim, alı, izler ve kafayı takar, paylaşırım;) öpüldün

lunawar dedi ki...

sevgili GökçeKız'ın beyni, nasıl bir baskı altındasın ve ismimizi şifreli yazdırıyorsun bu kızcağıza.. de bana bakayım:)

biberli dedi ki...

ama luna'cım, birincisi, daha artistik olmamış mı?
ikincisi de, bakalım göz bütünü algılıyor mu diye deney yaptım ben...anlamamışın beni :))