30 Mart 2010 Salı

uzaklardan bir dua

aborjin kültürü ile bir şeyler aranırken, aşağıdaki duayı buldum. hemen ailem için de çoğalttım ve onlara da verdim. her okuduklarında hatırlasınlar bu güzel dilekleri diye...ayrıca evde başucuma da asacağım, kendim ve sevgilim için...daha çok hatırlamak için...

***


"Her şey yeterli olsun! Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum. Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum. Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum. Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum. Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum. İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum. Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum. Son "elveda" yi atlatmana yetecek kadar "merhaba" diliyorum."

***

ne az ne çok, her şeyin yeterli olsun...

bu duayı dün doğumgünü olan kardeşime, Utku'ya armağan ediyorum öncelikle...anlamını kavramasını ve duadaki dileklerin hepsinin onun olmasını diliyorum tüm yürekten...


(benim fotoğrafı çekmemi sabırsızlıkla bekleyen kardeş fotosu:)

***


aborjinler avustralya kıtası yerlilerine verilen ad. bütün yerli gruplar gibi (örneğin kızılderililer) benim hayran olduğum noktaları, doğayla uyumlu yaşamaları...topraktan bir şeyler alırken, yerine de bir şey koymaları ve doğanın onlara sunduğu her şey için yine doğaya teşekkür etmeleri. bir de doğadan alınan her şey yine doğaya geri dönüyor mutlaka, hiç bir şey "çöpe atılmıyor". örneğin bir hayvan mı avlandı, tüm bedeninden yiyecek, şifa, giyinme vb. faydalanılıyor ancak geriye bir şey kalıyorsa, doğadaki hayvanların beslenmesi için bırakılıyor. yani o canlı yine toprağa dönüyor.


bu üst kültür diyeceğimiz hiç bir batı kültüründe olmayan çok basit bir bilgi ve bilinç.

oysa ki batı kültürü"uygarlık" kültürü değil mi?

ne acı...

kızılderililer, aborjinler, yörükler vb. topluluklar (yani doğayla ve sistemle uyum içinde yaşayan topluluklar) kültürleri, inanışları, yaşayışları açısından bana hep çok yakın geldi. bu tip bi kültür içinde yaşasam, zorlukları çok da olsa, hep mutlu olacağımı hissettim. bu yüzden, çok çok sıklıkla olmasa da arada sırada benim de -ne yazık ki- yaşadığım tüketme sevdası başımı ağrıtıyor...hoşlanmıyorum kendimden o zamanlar. mesela bu, illa bir şeyler satın almak olmayabilir. daha iyi bir koltuk takımının, arabanın vs. hayalini kurduğumu farkettiğimde bile kendime kızıyorum. ne için istiyorsun kızım diye? dünyada ayağında ayakkabısı, önünde yemeği, yatacak doğru düzgün bir yatağı olmayan insanlar var, sen niye istiyorsun "daha iyisini"??

bunun sonu var mı?

işte o zamanlar frene basıyorum...taa ki bi dahaki "şuursuzluğa" kadar... :((

bunu kökten değiştirmenin bir yolu yok mu? bu bilinci eğitmek için ne gerekir? henüz bilmiyorum ama arıyorum...

efenim, aborjinlerle ve kızılderililerle ilgili çok fazla kitap yok Türkiye'de. kızılderililerle ilgili yine bi kaç kitap bulunsa da, diğer gruplar çok kısıtlı benim arama ve taramalarımdan anladığım kadarıyla..bu gruplardan bunları yazan anlatan da yok. çünkü insanoğlunun bunu bilmediğini değil, bildiği şeyin farkında olmadığını biliyorlar. oysa az baksa insanoğlu iç tarafına...ne anlatıcan, yazıcan şimdi bu bilgiye sahip olunca, di mi? haklılar...

amazon'da kızılderili kültürü ve diğer etnik gruplarla ilgili epey yayın var. ben bi kaç tane seçtim... bi gün alıp, okuduğumda paylaşırım yine..

aborjinlerle ilgili genel bilgi için bu adres, aborjin mitolojisinin ana teması olan düşzamanı ile ilgili; "Düşzamanı Avustralya Aborjin mitolojisini birleştiren ana temadır. Rüyazamanının dört yönü bulunmaktadır: Herşeyin başlangıcı; ataların hayatı ve etkisi; yaşam ve ölüm tarzı; yaşamdaki gücün kaynağı. Rüyazamanı hem zamanın hem de herşeyin mevcut olduğu mekanın ötesindeki bir durumdur." devamı bu adreste, tıklayınız.

düşzamanı hikayeleri ile ilgili Avustralya Müzesi'nin de bu sitesi var, bu konuda faideli olacağını düşünüyorum...ben bu hikayeyi sevdim mesela :)

ayrıca, aborjin inaçları ile ilgili bir başka güzel kaynak ise budur. yukarıda bahsettiğim dua bu adreste de var.

ingilizce kaynaklar tabi çok daha çeşitli ve detaylı. ilgilenenler için ben bunları beğendim, öneririm:

- http://www.aboriginalaustralia.com/ (kültürlerine ilişkin bir çok bilgi var bu sitede ama benim en çok ilgimi çeken DIDGERIDOO isimli müzik aletleri. bu çalgı, kuru bir ağaç dalından yapılıyor. bugün insanlar dalları çoğunlukla kendileri şekle sokluyorlar ama aslında seçilen ağaç dalının termit karıncalar tarafından oyulmuş olması önemliymiş. bu, dalda bazı deliklere yol açıyor. bu da aletteki değişik sesleri ortaya çıkarıyor. bu aleti çalmak için özel bir nota bilgisine gerek yok yine bildiğim kadarıyla. bizim "ney"imize çok benziyor çalınma şekli. nefes alıp vermenin eğitilmesine dayalı bir üflemeli çalgı. bilirsiniz bazı kliplerinde -eskilerde- jamiroquai de kullanmıştı. bu çalgının sesini merak edenlere bu video iyidir sanırım :)


- http://www.indigenousaustralia.info/ (yine düşzamanı, kültürleri, dilleri, sosyal yapıları vb ile ilgili bilgi var bolca)

- http://www.culturalsurvival.org (bu adres genel olarak tüm yerli halklara kültürlerini, dillerini ve sosyal yapılarını geliştirmek (??) anlamında destek veren bir organizasyon hakkında)

e hadi bakalım sorusu: bilgi - kültür ve uygarlık kelimeleri ne demektir? içi boş balon mudur yoksa faideli midir?
:)
sevgiler...

3 yorum:

lunawar dedi ki...

o zaman ben de sana Papalangi (Göğü Delen Adam) adlı kitabı öneriyorum..

biberli dedi ki...

e o zaman alıp, okuyacağız napalım :)

çok okumak gerekiyor çoookkk
ne güzel! :)

nilo dedi ki...

ne değişik insanlardı onlar ya... kitabı onları gördükten çok sonra okudum keşke önce okusaydım eminim bir başka gözle bakardım... ama iyiki varlar ya, saçma sapan yaşıyor, nesilleri tükeniyor olsada...