20 Nisan 2010 Salı

aylak bilgi

her cuma, cumhuriyet gazetesi eki olan bilim teknik'te çook uzun süredir takip ettiğim bi köşedir "aylak bilgi"...yazılar Tahir M. Ceylan tarafından yazılıyor, takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim...

yazıları ve kitapları siteden takip etmek istiyorum diyenler için: http://www.aylakbilgi.com/

benim en sevdiğim yazılarından birini de buradan paylaşmak istiyorum...iyi okumalar

***


Zihindolu olmamak, kendine yazık etmektir. Akciğerin kıvrımları açılıp yayılırsa, bir tenis kortu kadar alan ediyor. Her nefeste alınan havaysa o koca alanda, tenis topu kadar ancak geliyor. İnsana ne çok nefes lazım? Beyin orta boy bir sini genişliğinde yüzeye sahip, bir düşüncenin hiç denecek kadar yer işgal ettiğini varsayarsak, havadan daha fazla insana düşünce lazım!

Başlığı mindfulness’ın karşılığı olarak kullandım. Zihindoluluk, basitçe hiçbir yaşam sürecini kaçırmadan, yaşamla interaktif kalarak, yaşadığımız döneme karşı sorumlu ve akıl dolu hareket etmek demektir. Bu bir hedeftir, buna ulaşabilmek için şimdiyle dolmak, geçmiş ve geleceği şimdi için kurban etmek önemlidir. Peki neden şimdi? Çünkü şimdinin geriye ve ileriye doğru uzantıları somut anlamda hayat değildir, onlar iz ve gölgedir. Evet geçmişle gelecek vardır, ama onlar ancak şimdinin zihniyle anlaşılan, bugünün elleriyle yoklanandır. Hangimiz geçmişi bugün, dünü yaşadığımız çocukluğun gözüyle görüyor, hangimiz geleceği, yaşayacağımız yaşlılığın zihniyle anlıyoruz?

Şimdi, şüphesiz acıdan ibaret değildir, ama daha çok acı içerir. Bugünden bakıldığında geçmiş ve gelecekte acı yoktur. Çünkü, geçmişin acısı artık acı değil, dayanıklılığımızla bize övünç veren bir anıdır. Gelecek için söyleyeceğimiz de odur ki, kimsenin hayallerinin içinde acı olmamıştır, varsa bile onlar, başkasından şefkat toplamaya ve narsist bir ruhu doyurmaya dönük aldatmacalar, beyni bedeni “hamhalat” biçimde var etme çabalarıdır. Oysa ben zihni düşünce ve sorumlulukla doldurmak peşinde beyni nasıl harcarız onun derdindeyim. İnsanı yaksan, sonra külünü eleyip elementlerini toplayıp satsan 38 YTL ediyor; zihni dolu değil de zihni külse insanın ucuza gidiyor! Diyebilirsiniz ki, bunları konuşmak boşuna, zihnikül kim var ki aramızda. Var: 8 yaşındaki çocuğunu, tecavüz edilir korkusuyla, fermuarından asma kilitle kilitleyip okula öyle gönderen annelerimiz ve tuvalete okulda pantolon yırtılarak sokulan çocuklarımız var bizim(Özen Ş, Anadolu Psikiyatri Dergisi 7:121, 06)

İkinci olarak zihindoluluk, derin biçimde farkında olmak, her olayı şuurla karşılamak demektir. Bu, olayları neden sonuç bağlantıları kurarak algılamanın ve tekrarlayan olaylarda bir varsayım yaratmanın önünü açar. İlk farkındalık ikinci olayı, birinci varsayım bir düzine yaşamı anlamamızı kolaylaştırır. Biraz karışık olsa da söylediklerim, O. Wilde’dan bir hatırlatmayla zafiyetim konusunda vereceğiniz hükmün önüne geçmek isterim:Bilim çok az saf olup, asla basit değildir.

Zihindolu bir yaşamda, yaşamın olgunlaştırdığı kararlar vardır, hamlığın zorladığı hükümler değil. Kahil bir insanda olması gereken kabullenmedir; kabullenme hüküm vermemenin abartılmış halidir aslında. Reddetmeleri sıklaştırırsak hüküm vermiş, hüküm vermeleri yok edersek kabullenmiş oluruz. Bir yaşam, şimdi olup biten her şeyi kabullenecek bilgeliğe, geçmiş ve gelecek için verilecek her hükme direnecek güce sahipse muhteşemdir. Hüküm vermek, kendini değil nesneyi değiştirmek, yaşama haksızlık etmektir. Kabullenme ise dünyanın karşısında kendine haksızlık etmek, kendini değiştirmektir. Dünyayı ancak çok fazla anlayabilenler kendilerini değiştirmeye razı olmaktadır. Bir kaya, onca yağmurların altında ıslanıp, buzda donmakta, olan biteni anlamadığı için değişime direnip sonunda kum olmaktadır. Buna karşılık besinin geçtiği yolları fark ederek, beslenecek bir ortamın kolay yaratılamadığı savanlardan kalkıp, bağırsağa yerleşmiş bazı mikroplar mesela, insana sindirim için yardım ederken, kendileri de kolay besine ulaşmaktadır. Mikrop dünyayı bir kayadan farklı olarak kendine yetecek alçakgönüllülükte anlamış, insanla ortaklık kurmuş, kendini değiştirmiştir; ama insanın da, besin yollarını doyurmaktan öte geçerek, dünyayı bir mikroptan daha fazla anlamaya, zihnini daha fazla doldurmaya ihtiyacı vardır! Anlamak ve değişmek kendine haksızlık etmekse, doğru dürüst bir yaşamı bu dünyada, ancak kendine haksızlık ederek kurabilir insan! Ayrıca zihni yaşamla doldururken, kendinden ve bedeninden onu özgür tutabilmek önemlidir, mesela aşk, hastalık ve hırs zihindoluluğuna engeldir, onlar zihni insanın kendisiyle ve bedeniyle doldurması demektir. Halbuki zihindolulukta hiçbir sürece bağlanmamak, onlara sadece dokunmak esastır. Sonuç olarak zihinde düşünceler akmalıdır ama bunların bir düşünürü olmamalıdır.
foto kaynak: burası

Hiç yorum yok: