15 Mayıs 2010 Cumartesi

gökçe Bath'den bildiriyor :)

dün akşam saat 7'ye kadar Joe'yu kapı dışında beklerken, bir çift daha geldi couchsurfing'den...bu çift Fransa'nın Bordeaux'undanlarmış... :) kızcağız 23, oğlanceğiz de 26 yaşında imiş..çok şeker bi çift idi...gece aynı odada onlar koltukta, biz ise yerde yine uyku tulumlarımızda yattık...sabah erkenden kaçtılar onlar. bu gece de bir amerikalı çift geliyor. bi de onlarla aynı odada kalalım bakalım :) aradaki farkı diğer yazımda anlatırım :))
bu arada, joe'nun evi çok ama çok ama çok dağınık! inanın kelimeler yetmez ama henüz 20 yaşında bir kaç üniversite öğrencisinin paylaştığı bir ev olduğunu düşününce insan rahatlıyor neden bu kadar dağınık oldukları konusunda :) neyse, akşam Joe eve gelince, ki donmak üzereydik artık ve bu yüzden bugün sesim baritondan çıkıyor :), bize yemek yaptı. ne olduğu hakkında çok bi fikrim yok. tanıdık gelen şeyler sadece pirinç ve barbunya idi...onun dışında inanın sadece yedik. fransızlar da dahil olmak üzere, üşümüş ve acıkmıştık. bizi doyuracak ve ısıtacak her şeye hazır önümüzdekini yedik :))) gerçekten acınası bi durumdu ama şahsen ben çok eğlendim....
sonra dedim ki, annem görseydi bu dağınıklığı ve yediğimizi kalbine inerdi herhalde.. :))))))))))))))

bugün sabahtan çıktık yola... ilk durağımız Bath merkezde yer alan Parade Gardens idi. sandviç ekmek, zeytin -ki ilk defa yedim ingiltere'de ve sevmedim, acaip acıydı, nefesim kesildi, cherry domates, reçel ve termoslarımızdaki sıcak çaydan oluşan bir kahvaltı ettik. çok güzel bi park burası. resimleri facebook'a koyunca göreceksiniz ama aşağıda bi adet bulunmakta... cennetten bi köşe sanki...kahvaltımıza ördekler ve güvercinler de ortak oldu. ben zaten hayvanları bulmasam onlar beni buluyorlar :)))
sonra Bath Abbey önünden doğru Jane Austen Centre'a doğru yola koyulduk...Vardığımızda ve içeri girdiğimizde kalbim 300 atıyordu :) bi de Sherlock Holmes Müzesi'nde böyle hissetmiştim Londra'da. Jane Austen zamanına ait bilgi verdiler, bir video izledik ve zamane kıyafetleri, Austen'ın eşyalarını vs. gördük. bu arada ufak ve hoş bi detay var. müzede arada bi artan at arabası sesi duyuyorsunuz, bu sizi taaa 18.yy'a götürüyor. bu ev zaten Jane Austen'ın 5 sene yaşadığı ev Bath'de ve Persuasion ile Northanger Abbey'i yazdığı ev. babasını da bu eve taşındıktan 4 sene sonra, yani 1805 yılında kaybetmiş.
bi sürü kitap ve eşya vardı satılık. ben her romanı ile ilgili birer büyük özet kartpostal aldım. resimli...bi de hayallerin erkeği Mr Darcy tarafından yazılmış (;) günlük kitap aldım: Mr. Darcy's Diary...Aşk ve Gurur'da Elizabeth Bennett ile olan ilişkilerine bu beyefendi tarafından yaklaşımı anlatıyor. bi de Mr. Darcy'nin çizim kartpostalları satılıyordu, colin firth'ün aynısının tıpkısı :) bence de Mr Darcy deyince kesinlikle Colin Firth olmalı...canııımmm :)

bu arada her sene eylül ayında Bath'de jane austen festivali var, ilgilenenlere duyurulur. o döneme ait kostümler giyilip çeşitli aktiviteler yapılıyor. kısaca katılanları şööle bi 1800'lü yıllara gönderiyorlar...şahsen bi eylül ayı sırf bunun için ingiltere'ye tekrar gelebilirim....
:)
sonra Royal Crescent'a giden parke taşlı yoldan yukarı tırmanmaya başladık...manzara ve Royal Crescent önündeki geniş, yeşil park muhteşemdi. piknik yapanlar, çocuklarıyla boğuşanlar...hava da şansımıza bugün çok sıcak...muhteşem bi güneş var üstümüzde...

fotoğraflar çekerek Royal Avenue parkı içinden geçerek tekrar şehir merkezine indik ve MArmaris isimli Türk lokantasında yemek yedik...menüde mercimek çorbası, tavuk şiş / veya kuzu şiş ve meyve tabağı / Türk kahvesi vardı....
karnımız doyduktan sonra, Coffee Festival'ın olduğu Recreation Ground'a geldik. şu anda bu yazıyı oralardan yazıyorum. kahveler içildi, çevre gezildi. gerekli notlar düşüldü, birer The King's Ginger votka shot yapıldı :)

az sonra gidip Roman Bath dedikleri hamamları da görücez...

ben daha sonra fikrime fikir ekleyebilirim ama şu anda kesin ki, ben Bath'de yaşayabilirim... :)

brighton, daha hareketli ve modern bir havaya sahipken, burası tarih kokuyor...ama aynı zamanda çok da eğlenceli, yemyeşil, süper manzaraları var..hangi kareyi çeksem de eve götürsem ve hiç yanımdan ayırmasam diye düşünüyorsunuz....çok güzel...

1 yorum:

lunawar dedi ki...

Gökçenm..
Böyle yerlerde yuvarlan yat hallerini okudukça çok gülüyorum yahu:) Bir acaip oldun sen kızım:)
Neyse bir gel de göreceğiz artık:)))