30 Mayıs 2010 Pazar

son durak=ilk durak=Londra :)


30.05.2010 - Bounds Green - Londra

Londra'dayız...
CS'den karşılaştığımız güzel bir ailenin yanında, güvendeyiz, karnımız tok, temiziz ve az sonra bazı çamaşırlarımızı da yıkayabileceğiz... :)

Dün akşam vardık Londra'daki "evimize" :) evin hanımı Roz ile beraber akşam yemeği hazırladık beraber. ben mercimek köftesi yaptım, o da bi tür sebze yemeği ve kus kus...sebze yemeğini güzel yapan içindeki değişik baharatlar...öğreneceğim :)

evin babası Kevin ise bir bilgasayar programcısı. heh bunu duyunca, kendi sevgilimi de bu içe karıştırıp "hıımmm, yani bu odada 2 tane bilgisayarcı mı var?" dedim. Kevin'in cevabı ise;" evet çok sıkıcı ve tehlikeli değil mi?" oldu :))))

bizimle beraber bir CSçü daha kalıyor bu evde. Amerikalı ve ismi Rachael..20 yaşında, kalkmış gelmiş ülkesinden buralara, buradan Fransa'ya geçecekmiş...bu yabancıların genç yaştan itiabaren kendi ayakları üzerinde durma durumları hoşuma gidiyor.

bu arada enteresan bi bilgi, İngiltere'de çocuğunuzu okula göndermek zorunda değilsiniz, bu yüzden devlet size ceza da yazmıyor Almanya'da olduğu gibi..Aynı şey Amerika'da da var, tek farklılık; evde eğitim alan çocuk her sene sonu bir sınava girmeli ve evde ders almasına rağmen yeterliliğini kanıtlamalı. Bu, İngiltere'de yokmuş. Ama bi gün diploma alıp, üniversiteye gitmek isterse, o zaman çocuk kaç yaşında olursa olsun, sınava girip diplomasını alıp, üniversiteye giriş yapabiliyormuş...
bu arada bazı ülkelerde anne ve baba eğer çocuğuna evde eğitim vermek zorundaysa, mutlaka yeterliliğini de kanıtlamalı. ama bu da yok İngiltere'de...

benim özellikle farkettiğim; iyi güzel bilgiyi kullanıyorlar ama entellektüel bilgileri kısıtlı...mesela dün gece tarih, politika, yazarlar vb. konulardan sohbet ettik. yok, tarih bilmiyorlar. kendi tarihlerini bile..yahu nasıl olur...tabi üstüne düşününce, benim ülkemin "tarih bilme gerekliliği" ile onlarınki politik durumlardan dolayı farklılıklar taşıyor gibi. yani, sanki biz Türkler hep ülkemizin başından neler geçtiğini bilelim ve öğretelim ki, "tarih tekerrür etmesin"...eheh gerçi son yıllarda bu laf da boş değil mi? sonuçta bugünkü durumumuza baktığımızda ne yazık ki "tarih tekerrür ediyor" gibi gözükmüyor mu?

her neyse, çabuk dağılıyorum ben bu konularda..lakin sonuç cümlesi: herkes tarih bilmeli, kendi ülkesinin tarihini daha iyi bilmeli... bu, bugünkü ekonimiyi de politikayı da edebiyatı da daha iyi anlamamızın ön bi gerekçesi bence...

bugün Rachael, aile ve biz ilk önce London Farmer's market'a gittik. her şey taze..hatta bi Türk amcaya rastladık, zeytinyaları satan. kendinin Köyceğiz'de bir tarlası varmış, orada yapıp burada satıyormuş..mis mis...

sonra aileyi bıraktık ve Rachael ile birlikte "Harry Potter Walks" denilen yürüyüş turuna katıldık. Bu yürüyüşte de aynı "hayaletli yürüyüşler" gibi şehir tanıtılıyor hem de konuyla ilgili mekanlar gezilip, bilgi veriliyor. Mesela biz bu gezide Harry Potter'ın çekildiği bazı mekanları gördük. bi de Londra Köprüsü ve Tower Bridge'in öteki tarafını gördük. bizim boğazımız gibi büyük ve gösterişli bi geçiş değil tabi ama işte bi köprü geçiyorsunuz. BANK caddesi de diyorlar. mesela BANK OF ENGLAND, hazine vb. o taraftalar. daha şık ve daha düzenli. ee ülkenin finans merkezi.... ;)

sonra ise son anlarına yetiştik CAMDEN MARKET'ın...Camden, haftasonları çoğu açık olan ve daha çok Çinlilerden oluşan bir pazar. çok ucuz şeyler var. lakin ben vurulmadım ama nedense her giden "mutlaka gitmen gerek" demişti ama bene bizim Eminönü'müz daha renkli. ve inanın orda bulup da Istanbul'da bulamayacağınız hiçbir şey yok. bi de pazar dışında dükkanlar var. ama dediğim gibi biz çok geç gittiğimizden çok şey bulamadık...

sonra da eve döndük. ben çorba pişirdim, Roz ise "pirinç lazanyası" :) inanın çok ama çok lezzetli...

******************

31.05.2010 - Bounds Green - Londra

bugün Londra'daki diğer Couhsurfingçiler ile piknik yaptık Regents Park içinde...ama hava çok soğuktu, her ne hikmetse burada tersi oluyor ve akşama doğru hava ısınıyor ama tabi gece olunca yine buz...

piknikte saat 4'e kadar takıldıktan sonra, Rachael ve biz Sherlocke Museum'a gittik tekrar. yani biz tekrar gittik de, Rachael ilk defa gitti :)
efenim bi takım güzel S.Holmes kitapları ve sevgilime de S.Holmes şapkası aldık. bölece paramız suyunu çekti iyice :)
neyseki bir günümüz var...
:)

yarın ise gündüz biraz dolaşacağız sonra akşam da bir CS partisi var Holborn'da, ona katılacağız.
ertesi sabah ise yolcuyuz.
sabah 8'de evden yola çıkı, uçağımıza yetişeceğiz....

gezmek güzeldi ama keyifliydi, başka kültürler tanımak çok hoş, "gitmek" duygusu çok hoş, "evi" sırtta taşımak bir süre çok hoş..başka başka ülkelerde başka başka arkadaşlıklar kurmak da...inanın çok keyifli...ve couchsurfing bunun için biçilmiş kaftan. manevi olarak kendinizi iyi hiseetmenizin yanında maddi olarak da yardımı oluyor gezmek isteyenlere. hatta kendi ülkeniz için de bile faydalanabilirsiniz, lakin yapanları biliyorum...

bunlar dışında bir çok "grup"lar da var, okuma grubu, sinema grubu vb. mesela benim en ilginç bulduklarımdan biri "exchange language". oraya giden herkes -yabancı-türk-dilini geliştirme imkanı buluyor...hem de eğlenceli zaman geçirebiliyor...

**************

01.06.2010

evdeyiz.
deli gibi yağmur yağıyor saatledir...çok soğuk...

Türkiye sıcakmış...

gece hep çarşamba gününe uyanacakmışız da uçağı kaçıracakmışız hissiyle uyanıp uyanıp durdum...sanırım kafayı yemek üzereyim.. :)

bugün hürriyet gazetesi aldık, ne zamandır gazete okumuyorum adam gibi..baykal'ın istifa ettiğini biliyordum da, İsrail olayını bugün yakaladım (kaldığımız evde tv de yok)...
çok üzüldüm çok kızdım çok öfkelendim...kınıyorum!

eveeet az sonra çıkacağız dışarı..
artık istanbul'da görüşürüz... :)

1 yorum:

lunawar dedi ki...

son günlerinin iyi geçmesine sevindim yavrucuğum:)
Edinburg'dan gelmiyorsun iyi ki memlekete..
ayriyetten karnının doyduğuna ise ayrı özel sevindim..
GökçeKedisi işte:) karnı doymadan mutlu olamıyo:)