23 Eylül 2010 Perşembe

kişilerarası iletişim 1


bir süre önce bir yazımda hayatımdaki ilişkilere yönelik bir yenileme yapmaya karar verdiğimi ve bu konuda da okuyacağımı, ilişkilerim ve kendi davranışlarım hakkında düşüneceğimi yazmıştım...

bi sürü kitap okuyorum ben aynı anda. bu konuda okuduğum, son derece faideli kitaplardan birini burada ufak ufak (!) paylaşmak istiyorum.

Kişilerarası İlişkiler - Seval Erden İmamoğlu tarafından yazılmış, Yeni İnsan Yayınevi'nden çıkmış bir yayın, aslında bir tez çalışması.
Kitapta, önce kişilerarası ilişkiler tanımlanıyor kısaca: "iki ya da daha fazla insan arasında oluşan, farklı yakınlık veya paylaşım derecelerinde yaşanan, paylaşımların ortak odak olduğu sosyal bağ, ilişki ve yakınlaşma" s. 19

İlişkiler, özel olan ve olmayan veya yakın ve yüzeysel olarak ikiye ayrılmış. Bu sınıflama yapılırken bireylerin paylaşımları ve duygusal yakınlık dereceleri referans olarak alınmış. s21

İlişki ilk olarak göz kontağı ve beden dili ile başlıyor deniyor kitapta. Göz kontağının devam etmesi ve konuşmanın derinleşmesi, kişilerin bu ilişkiyi devam ettirip ettiremeyeceğinin ilk ipuçlarını veriyor. Kişiler ilişkilerinin devam etmesine karar vermiş ise, ikinci aşama olarak ilgi ve alakanın gelişmesi aşamasına geçiliyor. s21

Artık taraflar birbirleriyle ilgili daha fazla şey öğrenmekte, paylaşmaktadırlar, bununla birlikte ilişkinin üçüncü basamağına geçilmiştir; ilginin gelişimi ve tanışıklık durumu yakınlığa dönüşmüştür. Bu kavramı İmamoğlu, "duygudaşlık" olarak da tanımlıyor kitabında.

Kişilerarası ilişkilerde son aşama ise, yakınlığın devam etmesi, daha köklü paylaşımların olması.
Son aşama yukarıdaki gibi olabildiği gibi, tam tersine ilginin azalması olarak da devam edebiliyor deniyor.
İmamoğlu, "yakın ilişki"nin temel kriterlerini şu şekilde belirliyor:

-En temel kriter; tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin çıkarlarını kollama ve onu mutlu etme isteğidir. Karşılıklılık ve gönüllülük yakın ilişkinin esasıdır. Yakın ilişkiler, her insanın diğerinin çıkarını, kendininkiyle eşdeğer tuttuğu ilişkidir. s23

- Bir diğer kriter ise; samimiyet. Temeli güvene dayanan samimiyet, bir insanın bir başka insana kendisi hakkında önemli bir sır vermesi ya da başkalarıyla paylaşmadığı kişisel bir bilgiyi o insanla paylaşması durumunda yaşanan DOSTLUK ALIŞVERİŞİdir. s23

Buraya kadar kişilerarası ilişkilerin ne olduğu ve nasıl geliştiğininden bahsettik.

Şimdi başka bir önemli bilgiyi paylaşmak istiyorum kitaptan.

İmamoğlu, Çağdaş Kişilerarası Teoriler bölümünde, Leary'nin kişilerarası davranışı yöneten iki temel boyutundan bahsedilmiş. Yani yatay boyut (arkadaşlık-düşmanlık) ve dikey boyut (baskınlık-boyun eğicilik). Kiesler ise Leary'nin bu teorisini ve kişilerarası döngü çalıştırmalarını geliştirmiş ve kendi teorisini oluşturmuştur. Buna göre "yaşanan aşırı derecede stres ve kişilerarası problemler, ilişkilerde sürekli rekabetçiliğe, düşmanca davranışların ortaya çıkmasına ve yakın ilişkilerde bağlanma sorununun yaşanmasına neden olmaktadır. Bu tür kişilerarası davranışları uyum sağlayıcı olmayan davranışlar olarak nitelendirilirken; ortalama, ılımlı derecede yaşanan ilişkiler ve esnek davranışlar, bireylerin ılımlı, dostça ve sosyal olmasına yardımcı olacak uyum sağlayıcı davranışlar geliştirmesine neden olmaktadır". s30

Kiesler, bu döngüyü tanımlarken "tamamlayıcılık ilkesinden" de yararlanmış. "Tamamlayıcılık ilkesine göre kontrol boyutu kendi karşıt davranışlarıyla (örn; baskınlık pasiflikle, pasiflik baskınlıkla) tamamlanırken, buna karşın birliktelik boyutu kendine benzer nitelikteki davranışlarla (örn; düşmanlık düşmanlıkla, dokstluk dostlukla) tamamlanır. Bu nedenle tamamlayıcı ilişkiler dostça-baskın ve dostça-pasif ile düşmanca-baskın ve düşmanca-pasif boyutlarının birleşiminden meydana gelir. Eğer kişi, yatay ve dikey aksisi doğrultusunda tamamlayıcı olmaycak şekilde tepki veremez ise GERGİNLİK YAŞAR. Bu gerginlik, tamamlayıcı olmayacak şekilde kişinin davranışlarına yansır ve sonunda kişi etkileşimden vazgeçer." s31

İmamoğlu kitabından, özellikle yanına işaretler koyduğum kısa bir bölümü daha aktarmak istiyorum. Çok ama çok önemli bana göre.

Bu bölüm "Sosyal Mübadele Kuramı" isimli. Bu kuram, kişilerin kendilerine haz veren ilişkilere doğru çekildiği, acı-hüzün veren ilişkilerden ise kaçtığı hakkında. Sosyal ilişkilerimizde bir fayda-maliyet hesaplaması yapıyoruz yani :)

İmamoğlu bu konuda şöyle yazmış "...Eğer taraflardan birisi ilişki için daha fazla bedel öderse ya da öyle hissederse, ilişkiyi noktalama eğilimi ile ya devam eder ya da daha iyi alternatifleri arar ve arzu ettiğini bulduğu anda ilişkiyi sonlandırır. Eğer her iki tarafın çıkarları ve beklentileri eşit şekilde karşılanıyorsa, ilişki devam eder ve bu ilişki "eşit ilişki" olarak nitelendirilir. " s38

Kişilerarası ilişkilerin sağlıklı yürümesi için pazarlamada ya da ekonomideki win-win kuralı geçerli gibi değil mi?:)

Bu bağlamda, eşitlik teorisine göre birey kendini eşit olmayan bir ilişki içinde bulduğunda ya da bu şekilde bir inanç geliştirdiğinde, stres yaşanmaya başlıyor, ne kadar çok eşitsizlik yaşanıyor ya öyle olduğu düşünülüyorsa, stres yaşantısı da artıyor.

Kitaba göre, insanlar"en çok "genç yetişkinlik döneminde" kolay arkadaşlık bağları geliştirebiliyor. Bunun temel iki neden; statü ihtiyacı ve sevgi ihtiyacı. s58 Olgunlaşma ile beraber kişi, daha derin ve samimi ilişkiler kurmaya başlar. "yalnızlıktan kurtuluş, yakınlık, karar alma sürecinde destek alma, üzüntünün paylaşımı , birlikteliğin yanı sıra; ego-gücü fonksiyonları" kişinin kimlik gelişimine de katkıda bulunur. s59

Buraya kadar epey üzerinde düşünülmesi gereken noktadan bahsedildi. Bundan sonrası biraz daha az kuramsal. Ancak o kısmı daha sonra yazacağım..umarım -ben de dahil- hepimizin aklına "ilişkiler" konusunu kurcalamak üzere bi miktar rahatsızlık vermişimdir...Bu konu önemli...

Lakin sonunda ilişkiler, "günlük stres" ya da "günlük mutluluk" durumuna dönebiliyor...

Herkesin gönlüne göre, sağlıklı ilişkiler yaşaması dileğiyle...

3 yorum:

Porzeram dedi ki...

Ay umarım bizim ilişkimiz "eşit ilişki" boyutundadır, yoksa yoksasını düşünmek istemiyorum..!

A evet rahatsızlık verdin, bu konuda hep veriyorsun zaten :-)

biberli dedi ki...

eşitiz yavrum eşitiz, çok eşitiz... :)))
korkma, hiç acımayaack :)

lunawar dedi ki...

hazır kimse yokken bir nanik yapayım bari..
NANIK..