15 Eylül 2010 Çarşamba

TNT for MY brain

2 gündür sabahlara kadar debeleniyorum yatağımda...
olmadı dolanıyorum evimin içinde hayalet gibi.
kedilerim de sevdiceğim de uyuyorlar...
tüm şehir olmasa da, çoğu uyuyor...

insanın bi karanlık bi de aydınlık tarafı var. ben karanlık tarafını da sevenlerdenim, genelde gülen yüzümden belli etmesem de.
2 gündür ve gecedir işte bu karanlık tarafta dolanıyorum. midem ağrıyor, karnım şişti, midem bulanıyor, sırtımdan sıcaak bir ter boşalıyor. geçen gün kafayı yiyorum sanırım diye korktum kendimden, beynim kafatasıma sığmaz gibi oldu, o zonkladı ben susturdum, o zonkladı ben susturdum...ellerimin arasına alıp kafamı kadıköy'ün orta yerinde, avazım çıktığı kadar "yeteeeeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrrr!" diye bağırasım geldi ya da bırakmak kendimi yürüdüğüm parke taşlara..
ne kadar susturabilirim bilmiyorum?
ama devam ettim, dünyanın acısına ve kendi acınası acısına dayanamadığında insan, zaten düşünmeksizin bırakıyor kendini, ben devam ettim. umut var hala bu insan dünyasında bana demek...ne garip..
işin kötüsü susturmak istediğimden de çok emin değilim...

insanın hayatında tutunduğu bir şey olması gerek kendisi için. benim en büyük sorunum bu hayat şekli, insanların bencillikleri, duyarsızlıkları, vurduymazlıkları, EGOları, cahillikleri, pislikleri...
anlaşamıyorum ben insanlarla....bakıp kalıyorum çok sinirlensem de...kazık gibi kalıyorum...
sonra ağlama krizleri, nefessiz kalışlar...

gözün kararması ne demek bilmiyorum...ama artık işsiz kalmak da çok korkutmuyor beni...hatta KENDİME RAĞMEN devam edebildiğim için tebrik bile ediyorum kendimi. çok acayip...maddiyat denilen kocaman bi balon...para kazanıp doktora gidiyoruz, ne güzel...ya da kendimize yalandan bir mutluluk oyununa kaptırmışız, ÖZü kaçırıyoruz...

ne kadar didinsek ne kadar anlatmaya çalışsak da ne kadar uğraşsak, planlar, hayaller kursak da acaip bir kader işleyişi var farketmeden yarattığımız...sonuçlarına katlanacağız...

dün doktorum dedi; "yüzüne bir maske takmış dolanıyorsun, seni hiç bu kadar panik görmedim, ne oluyor?".

şaka gibi, geçenlerde arabadayken, gözüm arabanın yan aynasında yansıyan kendime takıldı. baktım, dudaklarımın yanındaki çizgiler keskinleşmiş. umo'ya dedim, bak çizgilerim keskinleşmiş diye. yaş belirtisi ve mutsuzluk belirtisi sanırım o keskin çizgi. HAYATI HEP OLDUĞUNDAN FAZLA CİDDİYE ALANLARIN YÜZLERİNE ÇİZDİĞİ ÇİZGİ....

bu gece uyumak istiyorum. rüya bile görmeyeyim istiyorum.

bir de dünden beri takıldım yine eski yıllardan sevgili arkdaşım ENIGMA'ın şarkılarına. en sevdiklerimden: TNT for the brain...
video için tık - youtube açılmazsa- şarkı için tık

bu kadaaar lafın kısası; CEHALET MUTLULUKTUR, FARKINDALIK AZAP...
ve şarkıda şairin de dediği gibi: what's the meaning of this crazy game??????

1 yorum:

lunawar dedi ki...

bazen bazı insanlarla yaşadığım paralellikler beni korkutuyor..
sabah gelirken (okullar açılmış biliyor musun, trafik felaket) aklımdan geçti.. Enigma'nın bir şarkısı vardı neydi diye.. return.. return.. hah.. return to innocence.. dedim gidince ofise bir dinleyeyim bakayım.. hayatımda geçirdiğim en güzel (o zaman öyle gelmiyordu tabii, ben de karanlık taraftaydım:)) sonbaharı anımsatıyor bana.. ya da sonbahar o şarkıyı anımsatıyor..
şimdi yazdıkların için ne desem bilmiyorum.. konuşmayı tercih ederim desem olur mu:) sen şimdi hastaymışın, ben de seni ziyarete gelcekmişim, olur mu:)
bi de bu söylenir mi bilmiyorum ama içimde tutamıyorum bazı şeyleri biliyosun, tünelin sonunda gördüğün ışık, üzerine doğru hızla gelen bir tren olabilir:) o yüzden mecbur kalmadıkça tünellere girmemeye çalış.. yol biraz uzun ve çetrefilli, aktarmalı, hatta sıkışık da olsa yüzeyden gitmeye bak.. için ferah olur en azından..
eğer bu yazdıklarımdan bişi anladıysan masaya 2 kere vur ayriyetten.. hayır kafam da güzel değil.. masaya dedim.. neden bana vuruyosun ki:(