24 Kasım 2010 Çarşamba

oturup suya bakmakla karşı kıyıya geçemezsin


son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri; iyi hayat. yazarı; alex rovira.
kitabı okumanızı inanın çok istiyorum.
* tavrımızı seçme özgürlüğü... -- bu özgürlüğünün farkındaysan, ne büyük bir zenginlik olduğunun da farkındasındır, değil mi? ona göre davran..
--..."........Hiç kimsenin elimizden alamayacağı son özgürlük, temel özgürlüğümüz, içinde bulunduğumuz koşullar ne denli zorlu, ıstırap verici ve karmaşık olursa olsun, tavrımızı seçme özgürlüğüdür......"

* "Hayat, bizim ondan yaptığımız şeydir.", bir Tibet özdeyişi imiş
* Martin Luther King: "Istıraplı bir dönemimde, iki şekilde davranabileceğimi ayrımsadım: acıyla tepki vermek ya da acımı yaratıcı bir güce dönüştürmek. ikinciyi seçtim."

* "....sadece altı aylık ömrümüz kaldığını öğrenseydik, şu anda ne yapıyor olurduk?"

* çok önemli:

"Nasıl duyumsadığımızın ya da ne bildiğimizin önemi yoktur; potansiyel yeteneklerimizin ya da becerilerimizin önemi yoktur. Önemli olan tek şey, onlara can veren eylemdir. Birçoğumuz bağlılık, cesaret, aşk gibi kavramları biliriz, ancak gerçekte bilmek, yapmak demektir. Yapmak, kavrayışı bilgeliğe taşır; eylem bilgiyi bilgeliğe dönüştürür. OTURUP SUYA BAKMAKLA KARŞI KIYIYA GEÇEMEZSİN." (Rabindranath Tagore)

* Yaşamak için nedeni olan kişi, daima nasılını da bulacaktır" (Friedrich Nietzsche)

* ....Ve gerçek şu ki, eğer hiç durmadan ve açgözlülükle mutluluğu arıyorsak, mutlu omamız gerçekten zordur. Çünkü o, bir varış noktası değil, daha çok bir yürüyüş şekli, yürürken ortaya çıkan bir alamettir...."

* "Rahat yürüyen çok yol alır"der bir Çin atasözü. Bize önerdiği fikirse, hayat yolunda rahat yürüyebilmek için pabuçlarımıza çok fazla çakıl taşı dolmasına izin vermememiz, durup onları boşaltmamız zormuş ya da olanaksızmış gibi yaşamamamız ve giyip çıkarması kolay bir ayakkabı seçmemizin yerinde olacağıdır."

* "Kişiler arasında dostluk asla tepside sunulmaz, tekrar tekrar hak edilmesi gerekir." (Simone de Beauvoir)

* "...Dolayısıyla, aşk ebedi bir boyun eğiş, ilkesizlik, teslimiyet, aşağılanma ya da düş kırıklığı değildir. Aşkın sınırları özsaygımızda gizlidir. Aşka ilişkin hastalıkların çoğunun kaynağı korkudur: ötekini çekip gideceğine, yüzüstü bırakılacağıma, herhangi bir şeyin dilediğim gibi olmayacağına, düşlerimin gerçekleşmeyeceğine dair korku. Oysa özgürlük ya da mutluluk gibi aşkın da karakteristik özelliği, korkunun yerini güven duygusuna bırakmış olmasıdır......"

* ".......Başkalarının bizden beklentileri, bizi düşleyemeyeceğimiz noktalara taşıyacak davranışlara yol açabilir. Ve duydukları güven bizi cesaretlendirebilir. Başkalarının kanaatleri ve beklentilerinden yola çıkan bu davranış ilkesi, psikolojide Pygmalion etkisi diye bilinir....."

* "Bir başkasına verebileceğimiz en güzel armağan, yalnızca zenginliklerimizi onunla paylaşmak değil, onun da kendininkileri görmesinin sağlamaktır." (Benjamin Disraeli)

* "......Gerçekten de, bir olaya bakış açısı, onu gerçekleştirme eğilimi taşır....."

* "Başka hiçbir şey değişmese bile, eğer ben değişirsem, her şey değişir." (Honore De Balzac)

* "....Dışarıdan olağanüstü bir destek alsak, yolu kendi adımlarımızla oluştururuz. öteki bizi cesaretlendirebilir, etkileyebilir, güveni ve olumlu beklentileriyle yardımcı olabilir; ancak değişim, sorumluluğun ve istemin mutlaka kişinin kendisinden kaynaklanması gereken içsel bir süreçtir....."

* .........Eğer sorumsuz biriysek ve hayatımız iyi gitmiyorsa, başımıza gelen kötü ve olumsuz şeylerden daima başkalarını sorumu tutmaya yatkın oluruz. Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa, kendimize sormamız gereken akıllıca soru, ona aktif ya da pasif biçimde ne ölçüde katkıda bulunmakta olduğumuzdur....... "

* "....dahası, sorumlu kişi hatasını bir fiyasko olarak görmez. Tam aksine: Ona göre hatası, bir değişim ve gelişim fırsatı, bir öğrenim kaynağıdır........"

* "Verdiğini kendine verirsin. Yoksun bıraktığın da yine kendinsindir." (Alejandro Jodorowsky)


Herkes kendi "iyi hayat"ını inşa ediyor ama aslında detaylar farklı sadece. geçilecek, görülecek yollar, manzaralar aynı...bu yüzden, bu kendi küçük içi büyük kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...

ve kendime en yakın bulduğum cümle..."kızım niye kendinle bu kadar uğraşıyorsun?" diye bana soranlara en güzel açıklama, son söz ;)

* "Genellikle zihnimizin en net, kavrayışımızın en yüksek olduğu zamanlar, kendimizi fazlasıyla rahatsız, mutsuz ya da doyumsuz hissettiğimiz anlardır. Çünkü böyle zamanlarda doyumsuzluğumuzun kışkırtmasıyla bildik yoldan sapıp bir şeyi yapmak için farklı yöntemler ya da daha isabetli yanıtlar aramaya başlarız. " (M. Scott Peck)

3 yorum:

Umudum dedi ki...

hımm..
her cümleyi okuduğumda evet bu ,evet bu ve evet yine bu dedim kendi kendime..

.........Eğer sorumsuz biriysek ve hayatımız iyi gitmiyorsa, başımıza gelen kötü ve olumsuz şeylerden daima başkalarını sorumu tutmaya yatkın oluruz. Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa, kendimize sormamız gereken akıllıca soru, ona aktif ya da pasif biçimde ne ölçüde katkıda bulunmakta olduğumuzdur....... "

* "Başka hiçbir şey değişmese bile, eğer ben değişirsem, her şey değişir." (Honore De Balzac)

* "...Dolayısıyla, aşk ebedi bir boyun eğiş, ilkesizlik, teslimiyet, aşağılanma ya da düş kırıklığı değildir. Aşkın sınırları özsaygımızda gizlidir. Aşka ilişkin hastalıkların çoğunun kaynağı korkudur: ötekini çekip gideceğine, yüzüstü bırakılacağıma, herhangi bir şeyin dilediğim gibi olmayacağına, düşlerimin gerçekleşmeyeceğine dair korku. Oysa özgürlük ya da mutluluk gibi aşkın da karakteristik özelliği, korkunun yerini güven duygusuna bırakmış olmasıdır......"

şahane...

biberli dedi ki...

biliyordum ;)

Stardust dedi ki...

halbuki ben bakmak konusunda çok yetenekliyim. öyle saatlerce nakıp izlerim. yakınd bakarak karşıya geçmenin bri yolunu bulucam