14 Ocak 2011 Cuma

düşle düşle düşle


bazı kitaplar çok karizmatik cümlelerle başlar hani, işte Tanrılar Okulu da bunlardan biri...
ama karizması kitabın son sayfasına kadar devam ediyor, ikinci cümleden dağılmıyor..

uzun soluklu, okuyup bir kenara bırakılıp, okunan sayfalarında üzerinde düşünüp, sonra tekrar okumaya devam edilecek bir kitap..klasik kişisel gelişim kitapları gibi değil, bu ilk olarak söylemeliydim belki de...okunması gerek..belki bir kaç defa...


"Bu kitap bir harita, bir kaçış planıdır."

"Amacı, sıradan bir insanın önceden çizilmiş ve geçmişten derin izler taşıyan kader yolunu değiştirmek için dünyanın insanı uyutarak ona dayattığı kurugusundan, varoluşun serzeniş ve suçlama dolu tanımlamalarından kaçarken izlediği yolu size göstermektir."

Tanrılar Okulu - Dreamer felsefesi ile ifade ediliyor.

bu felsefe şöyle özetleniyor kitapta:

" Bireysel bir Devrim düşledim

geçmişteki insanlığın zihinsel paradigmalarını altüst etmeye

muktedir ve onu içnde taşıdığı kargaşa, şüphe, korku ve ıstıraplarından sonsuza dek özgürleştirecek bir devrim....

Bir Okul düşledim
Ekonomi ve ahlaki değerler, eylem ve düş, finansal güç ve sevgi gibi daimi çatışma halindeki karşıtlıkları uzlaştırma konusunda yeni nesil liderler yetiştirecek bir okul..."
s.13

kitap kendini kendi cümleleriyle anlatsın en iyisi:

* bir zamanlar yazmanın, özellikle de öğretmenin gerçek anlamda vermek olduğuna inanırdım. oysa şimdi biliyorum ki, öğretmek yalnızca kişinin kendini bilmesi, ne denl tam olmadığını keşfetmesi ve bu eksikliğini iyileştirmesi için başvurduğu bir hiledir." s13

* Dünya, senin onu düşlediğin gibidir; o bir aynadır. dışarıda kendi dünyanı bulursun, yarattığın, düşlediğin dünyayı. Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör...s19

* Bir kişinin gücü kendine sahip olmasında ve aynı zamanda kendisine teslim olmasında yatar.
s.20

* yaşam ona bağımlı olunamayaak kadar değerli, gözden kaçırılamayacak kadar zengindir! Artık değişme zamanıdır! s21

* Visibilia ex Invisibilibus

* Bağımlılık, varlığın bir hastalığıdır!...Kişinin bütünlüğe erişmemesinden kaynaklanır. bağımlı olmak, kişinin kendisine inanmayı bıraktığının ve düşlemekten vazgeçtiğinin bir göstergesidir. s22

* Yoksulluk, kişinin kendi sınırlarını görememesi demektir. Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş karşılığında kendi yaratıcılık hakkında vazgeçmesidir. s25

* Günümüzde çalışanların içinde bulundukları koşulların, esi dönemlerdeki köleliğin çağdaş bir uyarlamasından başka bir şey olmadığı anlaşılıyordu. Bir tür içsel hamlık ve tedirginlik. Bilincimde açılan bir yarıktan, kendi seçmedikleri ve yaratıcılığı bulunmayan, yorucu bir işin sonsuz yinelenmesine bağlanmış .... s24

* Kişi, başına gelen durumlara karşı tavrını değiştirdiğinde, başına gelecek olayların doğası da zamanla değişecektir. s29

* Var olmanın özgürlük, bilgi...güçten meydana gelen bu özel durumuna erişmek...kendi üzerinde yıllarca sürecek uygulamalı bir çalışmayı, "kendini özünde bağışalamayı" gerektirir"
s37

* Kendini içinde bağışlamak, geçmişi, içindeki bütün sayfalarıyla yeni baştan değiştirecek güce sahip olmak demektir. s 37

* Kendini gözlemlemek, kendini düzeltmektir. 38

* Eğer özüne döner, kendini gözlemlersen hayırlı olan her şeyin olduğunu, olmayanınsa çözülüp gittiğini göreceksin. s40

*Unutma ki, dünya ve diğer insanlar, bizim gerçekte ne olduğumuzun en yalın, en samimi ve en dürüst ifadesidir. Dünya böyledir, çünkü sen böylesin. s124

* Gözlerim dostlarımın alkolden şişmiş yüzlerine takıldığında, onların sessiz kahkahalarının ardına gizledikleri kederli ifadelerini tüm çıplaklığıyla "gördüm". Elimde olmadan, alaycı bir yaklaşımla, böylesi kederli bir toplanyı "happy hour" diye adlandırmanın ne büyük bir tuhaflık olduğunu belki de ilk kez fark ediyordum..s 121 :)

* Bütün bağımlı olanlar gibi senin yaşantın da çok korkunç. Seninki de bir köle yaşamı...
Sıradanlığı ve eksikliği her gün yeni baştan yaşayarak, hayatını içine hapsettiğin ofisini bir an olsun terk etmeyi düşünmeden geçirdiğin uzun kölelik yılları. :( s 116

* İnsanın geçmişi, bugünü ve geleceği...kendi yolunda yürürken başından geçen olaylar, koşullar ve deneyimler, kendi inançlarının yansıttığı gölgelerdir; onun varoluşu ve kaderi, kendi yargılarının ve düşkünlüklerinin elle tutulur, gözle görülür hale gelmesidir.
s 109

* otium: hiçbir şey yapmama sanatı - dış gerçeklerden kendini ayırıp eylemsizlik halinde içeyönelme

* Edişelenmek, şüphelenmek ve ıstırap çekmek, düş yoksulu, sevgiyi bilmeyen insanların işidir ki, bu durumlar, mantık ve boş inanışlar dünyası tarafından hipnotize edile kişilerin günlük takip ettiği rutin işleridir. Endişelenmek, şüphelenmek, korkmak ve ıstırap çekmek dağılmış bir psikolojinin belirtileridir. s189

Düşle düşle düşle....
asla düşlemekten vazgeçme.
Gerçeklik arkasından gelecektir.

Tanrılar Okulu, Stefano E D'Anna, European School of Economics, 2009
ESE: http://www.eselondon.ac.uk/
The School for Gods: http://www.theschoolforgods.com/

1 yorum:

Stardust dedi ki...

senelerdir duruyor kitaplığımda bu kitap. bir türlü elime alamadım okumak için. en sonunda tardu aldı başladı okumaya. ben de elimdeki kitap bitince bunu okuyacağım.