25 Ocak 2011 Salı

İETT şoförü


kimlere deli derler? normal olmak ne demek? dünyadaki icatların çoğunu "normal olmayanlar" yapmamış mıdır? deliler mi normaldir, normaller mi deli?

birkaç gündür aklımda...ben yeni tanıştım Deli Yaşar ile..Deli Yaşar bir İETT şoförü. bir süredir, Kadıköy'den bizim eve giden otobüs hattında şoförlük yapıyor. neden deli demişler adama, anlatacağım.

ben otobüse binerken, şoförlere "iyi günler", "kolay gelsin" vs. gibi laflar ederim. ama onların çoğu hiiiiç cevap vermez ya da asık suratla ve gözlerini kaçırarak "sağol" derler...

Deli Yaşar'ın otobüsüne ilk bindiğimde, "Hoşgeldiniiiiz efenim" diyen tok ve neşeli sesiyle irkildim. aa dedim ben demeden dedi! hem de gülümsüyor. Allah'ım ölecek miyim ne??? diye şaşalarken, sevgili sevgilim "bu şoför çok şirin ya, böyle selamla sabahla indirip bindiriyor otobüse, izle bak çok güzel" dedi. başladım adamcağızı izlemeye. herkes yerine oturunca otobüsü sürmeye başlıyor. sonra da ağzında bir nağme " İstanbuuull sokaklarııııı..." sesi de güzel hıı...kendi kendine mırıldanıyor, sonra susuyor...sonra bi daha geliyor içinden, bi daha mırıldanıyor. :)
inmek mi istediniz otobüsten, o zaman da" efenim, en güzel akşamlar sizin olsuuuun" diyor ve mutlu mesud yolculuğunuzu bitiriyorsunuz. :)
ben dayanamadım gittim Yaşar Bey'in yanına, "Allah neşenizi eksik etmesin, ne güzel böyle insanları gülümseyerek, iyi niyetlerle karşılıyorsunuz, sizin gibi bir şoförle ilk defa karşılaşıyorum, mutlu oldum" dedim, Yaşar Bey bana hepimizin bildiği ama ya çok zor uyguladığı ya da uygulayamadığı o felsefesini söyledi: "efenim" dedi, " hani bi laf vardır, kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkasına da öyle davranmalısınız diye. bu bizim insalık görevimiz, böyle hem ben mutlu oluyorum hem de otobüse binenleri mutlu ediyorum"
bu bilgelik, hiçbir derste öğretilmez, hiçbir ansiklopedide yazmaz..insanın içinde ya vardır ya da yoktur. sonradan bilge de olunmaz kanımca...
işte Yaşar Bey'e "DELİ" onun bu hareketlerinden dolayı takmışlar..
ne kadar mutsuz ve umutsuz olduğumuzu onun otobüsünde bir kez daha gördüm. otobüse binenlere o neşeli sesiyle "Hoşgeldiniiiz" derken, şaşarıp kalan ve bırakın cevap vermeyi, dudağının kenarıyla bile gülümsemeye gayret etmeyen nice insan var. öööle sessiz sedasız ilerliyorlar işte bu insanlar hem hayatın içinde hem de otobüsün içinde...kimileri var, Yaşar Bey'in selamını yerde bırakmamak için gülücüklerini ve selamlarını sıralıyorlar arka arkaya...ben de onlardan biriyim sanırım... :)
ne güzel hücrelerimiz gençleşiyor böyle güzel insanları görünce diye düşünüyorum :)
herkes mutlu olmak ister ama mutluluğu hep maddi ve büyük şeylerde ararız, değil mi? ya da bir insandan...Bu kadar duyarsızlaşmış bir dünyada, "mutluluk bulaştırıcı" biriyle karşılaşmak, bana göre mutlu olmak için yeterli..
demek ki insanoğlundan hala umudu kesmemeli...
mutsuzluk, mutluluk gibi duygular kesinlikle bulaşıcı...hani derler ya, gülmek istemediğin zamanlarda gülmek için daha çok çabalayacaksın asıl. o zaman yoluna koyabilirsin işleri, asık suratla otururken değil...bir de bir yere gidersiniz mesela, elektriği üstünde, asık suratlı biri gelir oturur bi köşeye...ufff ne sıkılır insanın için, sessizlik ve gerginlik vardır o ortamda..tedirginlik verir. ama tam tersi biri gelse, güleryüzlü, pembe yanaklı; ayyy yüzüne bakarken mutlu olmaz mı insan? öle insanları özellikle kaçırmak istemiyorum ben...her seferinde hayatımın ve "an"ların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyorlar bana..
tabi "içe kaçmak" da istiyor insan bazen.. ama bazen :)
Yaşar Bey ile röportaj da yapılmış: buyrun burdan
Eşki Sözlük camiasından da okuyun: burdan
görüntü çok kötü ama Yaşar bey'in selamını bu videoda duyabilirsiniz.: burdan
bu da Yaşar bey: burdan
şimdi sorarım:
bir çok insanın gününün nasıl ilerleyeceğine önemli ve OLUMLU katkıda bulunanan bu otobüs şoförü Yaşar Bey midir DELİ olan, yoksa o ışıltıyı kaçırıp, kendi karanlığında veya griliğinde yaşamaya devam eden insanlar ?
soru budur, hadi kağıtlar kalemler hazırlansın...
saygılar bizden size Yaşar Bey:)

6 yorum:

nazan dedi ki...

Çok hoşuma gitti ne güzelmiş ya..üsküdar beykoz hattına da deli yaşar istiyoruz.
Hepimiz deliyiz,
hepimiz Yaşarız :)

Stardust dedi ki...

bayıldım ben yaşar bey'e. cok severim böyle insanları. adam çözmüş kendi içinde. ne güzel.

Tardu dedi ki...

sufilerin bir sözü varmış geçenlerde öğrendim. "deli olunmadan veli olunmaz" diye. Bu zamanda her kime deli deniyorsa doğru birşeyler yaptığındandır kalıbımı basarım.

Millet quantum teorisini, paralel evrenleri, holografik evren kavramını ve çekim yasasını anlayabilmek için seminerlere tonla para yatırıyor. 2 saat Yaşar Bey'in yanında otursalar bence yeter de artar bile.

Yaşar Bey örnek bir delisiniz tebrik ederim :)

biberli dedi ki...

Nazan'cım, galiba yakında bizim hattan başka bir hatta verecekler Yaşar Bey'i..böle bir şey sezdim, üzüldüm :(

stardust'cım, her şey "içimizde" aslında, değil mi? :)

Tardu'cuk, söz hoşuma gitti. lakin deliliğin bu kadar iyi reklamı yapılmaz dedim ve tüm delilerin önünde bir daha şapka çıkarmak istedim..köylerde böyle amcalar / teyzeler vardır hani, okuması yoktur ama bilgedir..işte Yaşar Bey de böyle biri bence..içinden geliyor adamın, hı o kurslardan para kazananların tek farkı bence; hala korkması..hım? olabilir mi? köydeki teyzenin/amcanın evi o kurs sahibinden daha iyi değildir ama beklenti ve bilgisi o evi ihtiyaç görmez..bizler buralarda, o evler içinde olup, o teyzenin / amcanın kafasına ship olmak istiyoruz..

işte paralel evren, kuantum falan burda başlamıyor mu? kısır döngü gibi..
ne dersin dostum? :)

Tardu dedi ki...

o teyzeleri amcaları ben de çok düşünürüm. ancak işte zamanla o yaptıkları eylemlerin arkasındaki devasa boyuttaki bilgiler unutulmuş ve yaptıkları, düşünüş şekilleri bir alışkanlığa dönüşmüş. zamanımızda ise iyice bozuldu ya da unutuldu ve özellikle büyük şehirlerde alışkanlık nefret etmek oldu. Sevgiyi kaybettik ve herhangi bir olay karşısında nefret edip etmememiz gerektiğine kadar veriyoruz sadece. Daha da kötüsü nefret etmeye, öfke kusmaya çok hazırız bu aralar.

Sonra birileri çıkıyor, birtakım kadim bilgileri derinlerden bulup çıkarıyor, daha ötesini de teknoloji sayesinde keşfediyor. Sonra diyor ki, "herşey çok basitmiş yahu, biz nasıl görürsek öyleymiş herşey. Nasıl olduğuna inanırsak öyle oluyormuş dünya"

Bu seminerleri verenlerle, kitapları yazanlarla hiçbir sorunum yok. Ama hepsi şunu söylüyor. Hayatımızı biz yaratıyoruz, biz var ediyoruz. İstanbul trafiği dediğimiz şey ortak bir bilinç seviyesinde "sıkışık, kuralsız, feci" olarak tanımlanabilir. Ama biri çıkıyor, şarkı türkü söyleyerek, yolcularına iyi günler dileyerek rahat rahat otobüsünü kullanıyor. Ama aynı otobüsteki yolcu, trafiğin iğrenç olduğuna, işe geç kalacağına inanıp, çok sıkıcı ve stresli bir yolculuk yapabiliyor. Mesela ben seminerlere gidenleri Yaşar Bey'in yanına oturtmaktan bahsetmiştim, sen seminerleri verenleri görmüşsün. Yaşar Bey benim evrenimde başka bir yansıma oldu, seninkinde başka. Bunu farkettiğimiz zaman dünya farklı biryerlere gitmeye başlayacak.

Mesela bak, keçilerini besleyen otların duasına inanan teyzeler var. Canlarım benim ellerinden öperim onların ben. Onların keçileri, onların suyu sağlıklı olmayacak da bizimki mi olacak. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=1029972&Date=24.11.2010&CategoryID=41 Neyse çok uzattım bu başka bir yazının konusu olabilir :)

biberli dedi ki...

evet evet, yazdıklarının hepsinin altına ben de imzamı atarım.

seminerleri verenlere karşı değilim. uyanıklık yapanlar da olsa aralarında, herkesin bir alıcısı vardır gibi de bakıorum duruma..
ama o teyzeler başka..dediğin gibi Yaşar Bey ile eminim bir saatlik sohbet ne iyi gelir insana..tabi öğrenmek ve görmek isteyen insana..her zaman bu böyle..

bu konu hakkında detaylı bi yazı bekliyoruz senden şimdi..böyle kaçamak olmadı hocam bu :)