21 Ocak 2011 Cuma

Küçük Ağaç'ın Eğitimi

Yazarı Forrest Carter

Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim ve kitaptan aldığım aşağıdaki açıklayıcı yazı ile başbaşa bırakacağım okuyanları..

***
Bir Çeroki Kızılderilisidir Küçük Ağaç. Beş yaşında annesi ölür. Babası daha önce ölmüştür, dört yaşındayken. Büyükbaba ve büyükannesinin yanında dağlarda büyür. Dağlarda ilk gecesini şöyle anlatır:"Birden annemi ve bulunduğum yerin yabancılığını düşünmeye başladım. Bir el başımı okşadı. Yanıma yere oturan Büyükanne'ydi bu; etekleri etrafına yayılmıştı, örgülü örgülü saçları omuzlarına ve kucağına yumuşak bir şekilde iniyordu. Büyükanne de pencereden dışarıya bakar ve yavaş, yumuşak bir sesle şarkı söylemeye başlar. Çok hoş bir Kızılderili şarkısıdır bu. Orman, koru rüzgarı ve dağ babanın Küçük Ağaç'a aramıza hoşgeldin demesini anlatan. Su kaynağı, karatavuk ve karganın da katıldığı şarkı. Küçük Ağaç yüreklidir. / Ve onun gücü inceliğindedir. / Ve Küçük Ağaç asla yalnız kalmayacak sözleriyle biter. Ufaklık mutludur. Küçük Ağaç'ın ben olduğumu biliyordum ve onların beni sevip istemelerinden dolayı mutluydum. Böylece uyudum ve ağlamadım"

Bu ilk bölüm nasıl bir kitapta ilerlediğini anlatır okura. Yüreği olan bir kitaptır bu. "Çerokiler için" ithafıyla başlaması da bunu gösterir zaten. Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam'ın yayılmacı emelleri sonucu acımasızca yok edilen bir ırka ithaf edilen bu kitap, kendini dünyanın efendisi sana Beyaz Adam'a bir cevaptır aynı zamanda. Varoluş sorunuyla bağlantılı bu cevap, "umursayan" ve yaşamın bütünselliğini savunan bir kültürün mesajıdır. " Kendimizi başka canlıların hükümdarı ya da sömürücüsü olarak görmüyoruz. Kültürümüz hiçbir zaman özdeksel gelişime ve özdeksel zevke önem vermedi, kendimizi hep yaradılışın bir parçası olarak gördük. Bizim amacımız barışı, uyumu ve yeryüzünün tüm canlıları ile dengede yaşamayı aramaktır"

Büyükbaba'nın GİDİŞAT'ı anlatışında da görülür bu:"Yalnızca gereksinim duyduklarını al. Geyik alıyorsan en iyisini alma. En küçük ve yavaş olanını seç; o zaman geyik daha güçlü olur ve her zaman sana et verir. Pa-koh (panter) bunu bilir, sen de bilmelisin." (s.17) Canlı-cansız tüm görünümleriyle hüküm süren yaşamın sorumluluğunu duyan, evrendeki her şeyin ruhu olduğuna inanan bu kültürden, Çeroki Kızılderilisi J. Durham'ın haykırışının nedeni budur: "Bu ülkede böyle bir yıkıma (bir balık cinsinin yok edilmesine) yol açan, diğer yaşam biçimlerine karşı o inanılmaz kibirdir. Kendini Tanrı yerine koymaya ve bizimle aynı güç tarafından yaratılan tüm bir canlı türünün ölümüne ya da yaşamasına karar vermeye kimin hakkı var, bu hakkı kendinde görmek ne demektir?"

Büyükbaba "Gidişat"ı öğretirken Büyükanne de boş durmaz: "Büyükanne herkesin iki aklı olduğunu söyledi. Akıllardan biri bedenin yaşaması için gerekli olan şeylerle ilgiliydi...Bu aklı taşıyabildiğimiz kadar taşımamız gerektiğini söyledi. Ama bu tür şeylerle hiç mi hiç ilgisi olmayan başka bir aklımız da varmış. Dedi ki bu ruh aklıymış." s27

Bu aklı açgüzlü ya da hırslı kullanan, onunla her zaman insanları kandıran ve onlardan nasıl maddi kâr sağlayacağını düşünenlerin ruh aklını, "bir cevizden daha büyük olmayan bir boyuta düşüreceğini" anlatır Büyükanne. hatta, "Bedenin yaşaması aklı her şeyi ele geçirirse, bir fındık büyüklüğüne küçülebilir ve ortadan kaybolabilir. Böyle bir durumda ruhunu tümüyle kaybedersin. Böylece ölü insan olursun" s88 der. Ölü insanların baktıkları her şeyde kötülük pislik ve çirkinlik gördüğünü, hiçbir zaman güzellik görmediğini anlatır. Ruh aklının gelişebilmesinin tek yolunun onu anlamak için kullanmak olduğunu söyler. "Beden aklınla açgüzlü ve benzeri olmaktan kurtulanana kadar ona kapıyı açmazdın" der, "Açtığın zaman anlayış gelişmeye başlar ve ne kadar anlamaya çalışırsan, ruh aklı o kadar büyürdü. Doğal olarak anlayış ve sevgi aynı şeydi."

Küçük Ağaç bu sözlerden sonra düşünür, kararını verir: "Toplam her şeyi anlamaya başlayacağımı hemencecik görüyordum, çünkü bir ceviz ruha sahip olmak istemem elbette": s78
Küçük Ağaç'ın 5 yaşında gördüğünü, ilerlemiş yaşlarında göremeyen yetişkinlerle dolu Beyaz Adam'ın kültürü. Çünkü: "Bizim yaşamımız kardeşçe, mutlu, erinçli bir yaşam değil; çılgınlık durumuna tehlikeli bir biçimde yaklaşan manevi kargaşanın ve aymazlığın damgasını taşıyan bir yaşamdır." (E.Fromm) Küçük Ağaç dünyaya karşı açık ve duygulu olmayı öğreniyor. Rüzgarın, ağaçların, su kaynağının, kuşların; otların sesine kulak veriyor. Saygı, nezaket, incelik dolu bir tavırla dinliyor. Çünkü kültürü, "her şeyin kutsal olduğunu ve bir amacı bulunduğunu, bu nedenle de bunlara zarar verilmemesi gerektiğini öğretti ona."

Yaşamın bütünselliği içinde kabul edildiği bir kültür bu. Tüm canlılara saygılı. Kendi varlığının evrenin bir parçası olduğunun bilincinde.

Dünya Kızılderililerin evi gibidir. Açıkhavada, dağlarda dolaşır, korkusuzdur. Kaygılı nevrotik, yabancılaşmış değil. Beyaz Adam'ın canlı olan her şeyden korktuğunu anlar. Bir şiirde dile getirir bunu: "Korkuyorlar / keşfedeceklerinden korkuyorlar / yok ediyorlar korktuklarını / kendilerinden korkuyorlar / keşfedeceklerinden korkuyorlar / insan haklarından korkacaklar / öldürüyorlar ne ise korktukları."

Bu korku onlara yabancıdır. Çünkü sınırlı değil, kuşatıcı düşünür varlığını. Şu şiirde olduğu gibi: "Sona ermiyorum / kolumda ayağımda, derimde, / uzanıyorum sürekli dışarıya / tüm mekanın ve zamanın içersine / sesimle ve düşüncelerimle / çünkü ruhum evrendir."

Doğayla, yaratılışla uyum içinde olmayı öğrenir Küçük Ağaç. Esenliğini deneyimler. Çünkü, "Esenlik, insanın insana ve doğaya duyguyla bağlı olması demektir, ayrılıktan, bölüklükten, kopukluktan, yabancılaşmadan kendini kurtarıp varolan her şeyle bir olduğunu bir yaşantı durumuna getirmek demektir." (E. Fromm)

Kitap, Beyaz Adam'ın yaratılıcığı körelten eğitimini sorgulamaya çağırıyor okuru. Yalın, duygulu diliyle de büyülü bir dünya sunuyor.

Buket Öktülmüş (VARLIK)

Hiç yorum yok: