7 Şubat 2011 Pazartesi

hemşerim senin memleket nere?

dedim ya yahu: "bu dünya benim memlekeeet"
barış manço'nun bir şarkısından gelen bu önemli iki mısra ile açtım bugünkü yazımı..hadi hayırlısı..

* bugünlerde istediğim gibi bir kitap okuyamıyorum. aslında hangi ruh halindeyim onu da bilmiyorum, bu yüzden belki de..en sonunda dün akşam "ye-sev-evlen"nde karar kıldım...böle bir roman güzel bir tad bırakabilir değil mi ağzımda..? hem kafam da dinlenir..di mi?


* geçtiğimiz hafta yollarda, başka şehirlerdeydim. Önce Konya'ya...2 gün değişik ve rahatlatıcı bir atmosfer soluduk..çok güzel insan Ahmet'in gerçekten çok güzel bir insan olduğunu kendi gözlerimizle gördük...

Konya'da Mevlana ve Şems'in ilk karşılaştıkları yerde kurulmuş olan Selçuk Otel'de kaldık. güzel otel idi. annem ve diğer arkadaşlarımız otele özgü bitki çayı olan Selçuk çayına bayıldılar...akılda tutmakta fayda var...

ve tabi Konya'nın ayazında üşüdük... :)





* İstanbul'a dönüp, bir gün geçirdikten sonra, bu sefer istikamet Ankara idi...bir sınava girmek için gittik sevgili sevgilimle...Ankara da buz gibiydi ama güneşliydi..Sabah Ankara'ya indiğimiz anda hoop Kızılay, oradan Çankaya...sınav merkezini keşfediş, kahvaltı, sınav derken, öğlen çıkıp akşamki otobüs saatimize kadar gezdik..Sevgilim üniversiteyi Ankara'da okuduğundan, o daha çok seviyor orayı...bense zaman içinde alışıyorum sanırım...alışamadığım bir tek şey var, o da ; hiçbir ev/bina nereye gidersen git, ne kadar yükseğe çıkarsan çık, deniz görmüyor ya! çok acayip geliyor bana..bunu düşününce de sanki kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. iç anadolu'da olduğumu beynim reddediyor...öle işte..deniz ve denizli şehirleri seviyorum ben..üzgünüm..

sonra Tunalı Hilmi'de yürüyüş, Lezita'da güzel bir karnımızı doyuruş, derken o enerji ile yürüyerek hooop Tunalı Hilmi , sonra Atatürk Bulvarı'ndan aşağı kaptırıverdik Kızılay-metro-AŞTİ ve evimiz...düşünün nasıl yediysek :))))))

Ankara'da dikkatimi yine çeken bazı noktacıklar:

1. "merdivenlerden sağdan inilir, sağdan çıkılır" kuralına çoğunluk uyuyor..ne güzel..kimse karışmıyor birbirine..

2. korna sesi nerdeyse yok..ya bu kornalar bi tek istanbul'da mı böle fütursuzca çalıyor acaba?

3. olmayan trafiğe de trafik var diyorlar, şaşalıyorum...yok Ankara'da trafik falan yok kardeşim. atmayın yaaa!

4. ne çok otobüs var...EGO'ları iyi çalışıyor demek ki..vala bi sürü otobüs..birini kaçır, 2 dakka sonra öteki kesin geliyor..süper!

5. "biz Ankara'da yaşamıyoruz" dediğimiz herkes, önce bize hep "hoşgeldiniz" dedi.. :)

Allah'ım bunlar normal olan şeyler değil mi? böyle şeylere hayret etmesek artık keşke...

* saçlarım kestirdim nihayet...bana bi geldiler...belime kadar olan saçlarımı bir tek an bile düşünmeden kırptırdım..oh be! şimdi saçlarım daha sağlıklı olmakla birlikte, kafam daha hafif ve ben daha genç gözüküyorum ;) hala üniversite öğrencisi sanıyorlar beni. yaş mevzusuna kafayı takmasam da, bu ifade hoşuma gitmiyor değil ve içten içe gevrek gevrek sırıtıyorum :)

* sevgilimin abisi, Asım, nam-ı diğer Nolan, ülkesine döndü..kanada yollarında havadadır şimdi...akıllı adamlara ihtiyaç var, Asım da onlardan biri bence...ayrıca çok iyi aşçı ve barmen..neyse bu seferkinde fazla fırsat olmadı ama bi dahakine inşallah, daha çok mutfağa sokacağım onu (kendi adıma verdiğim bi karar bu...Asım henüz bilmiyor, bilirse bi daha gelmek istemeyebilir:)))

* Önce Defne Joy Foster gencecik yaşında ölüverdi...üzüdüm..bu sabah da Gary Moore'un bir otel odasında ölü bulunduğunu okudum gazetelerden...buna da üzüldüm...ne oluo leeyyyn! :(

* fotoğraf gezisiydi, konya idi, ankara idi derken gıcık olduğum öksürük geçmiyor..az önce de böle gıcık olayla yazımın başından kalkmış bulundum...

bu yazıyı da hemen şu şarkı ile bağlayayım istiyorum...

kalın sağlıcakla...

**

"olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibiiii"

Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker-Doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer-Eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde-Dünyada biraz huzur her şeye bedel-Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver-İlaç neye yarar vade gelmişse eğer-Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi-Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi-Han senin hamam senin konaklar senin-Tarla senin çiftlik senin bağ bostan senin-Diyelim ki dünya malı tümünden senin-Ağız tadıyla yersen bir şeye benzer-Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi-Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi-Barış der biraz tuzum ekmeğim olsa-Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa-Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi-Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi-Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver-İlaç neye yarar vade gelmişse eğer-Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi-Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi


3 yorum:

Umudum dedi ki...

hızını alamadın..duramıyosun şindi de..Bakalım Allah büyük...

nazan dedi ki...

ne kadan güzel deneyimler bunlar ..konya,bi ben hasret kaldım sana :)

biberli dedi ki...

umud, karabatak olmak da iyi ya..çok düşünmüyorum o zaman ve işler tıkır tıkır gidiyor :)

nazocanım, ya git Konya'ya ama baharda git kurban olim, poposu donuo insanın ayıtır demesi :)