28 Mart 2011 Pazartesi

"başka türlü bir şey" kitabı


"ait hissetmek", dengesinde olduğu sürece, insanın en büyük ihtiyaçlarından biri...

sevgiliye ait hissetmek, çalışılan şirkete ait hissetmek, bu dünyaya (!) ait hissetmek, evine ait hissetmek...

peki ya bi kitaba ait hissetmek kendimizi? bırakabilmek sayfalarına kendimizi olduğumuz gibi..?

mümkün değil mi?


ben son zamanlarda "Mavi Orman" isimli kitaba ait hissettim kendimi, sayfalarını kendimi de açarcasına okudum, güvendim...

o da güvenimi boşa çıkarmadı, uyum sağladı bana.

bir arkadaşla, eşle, sevgiliyle, aileyle uyumlu yaşamayı anlarız da, kitapla uyumlu yaşamak ne demek demeyin. tam zamanında gelen, sizin gibi (duymaktan korktuğunuz cümleler dahil) cümleler kuran, bi de üstüne üstlük sizi anlayan kitaptır işte o...

Defne Suman, bu kitabı benim için yazmış diyecek kadar ileri giderek, bencillikte tavan yapıyorum, okudum bitirdim, bi daha okudum..hala aynı düşünüyorum. :)

zaten bu kitap işi bencil bir iş o ayrı da, Mavi Orman söz konusu olduğunda, ayrı sahipleniyorum. Böyle sahiplendiğim bir kaç kitabım daha olmuştur. Tanrı ile Sohbetler 1 mesela..veya Kenan Kalecikli'nin Sevgi Günlükleri, Doğan Cüceloğlu'nın kendini anlattığı "İnsanı Ararken" kitapları...bu kitapları gayet sinestetik biçimde, deniz kokusuyla çağrıştırıyorum ben, zihnimi açıp, özgür kıldıkları için beni.


bunların arasına Defne Suman da Mavi orman ile katıldı..ne iyi etti de geldi, ben de onu bekliyordum...

gerçekten...

kitabı okumanız gerek ama ben buradan elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım size...


Defne Suman bir yoga öğretmeni. ancak bu yola girmesi, bu yolda ilerlemesi öyle çok lay lay da olmamış hani. kendine karşı zaman zaman direnen, kendini anlamak için belki kendi canını sıkan, eylemsiz durmaya gayret eden, düşünen, irdeleyen, kafası zehir zembelek çalışan, özgür ruhlu, dolaşan, hala olmaya çalışan, hoş bir bayan...

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisansını da yaptıktan sonra, İngilizce öğretmenliği vasıtasıyla Tayland'a konuveriyor. orada yoga ile tanışıyor, çok seviyor...sonraki hayatını en iyi özetleyecek kelime oluyor YOGA. yoga için, yogayla beraber dünyanın bir çok yerinde eğitime katılıyor, hem "öz"ünü hem de bedenini eğitmeye çabalıyor. kızıyor kimi zaman kendine. aşklar gelip geçiyor hayatından, ağlıyor ama o yine her sabah güneş doğarken kalkıp yoga çalışmalarını yapıyor, aksatmıyor. çünkü tutkuyla bağlı gerçekten...


kitapta da okuyacağınız üzere, yurtdışında, yurtiçinde geçen hareketli yıllar sonrasında, bugün memleketinde. yoga hocalığı yapıyor yine. her sabah erken kalkmaya devam :)

kendini arıyor belki hala, tam buldum derken...aynı biz gibi, ben gibi, sen gibi...


gölgelerinden kurtulmaya çabalıyor. yolunu kesen gölgelerden, hayatını yavaşlatan, kendine ait ama yine kendini mutsuz eden gölgelerden...ve çok samimi yapıyor bunu...


mutlu olduğunu, kitabının sayfalarından fışkıran enerjisinden anlıyorsunuz. ya da moralinin bozuk olduğunu ya da kafasının atmış olduğunu...! :)

Yoga'nın kelime anlamı birleşmek imiş ya, o da satırlarıyla birleştiriyor yogalı hayatını bizimki ile...


böle biri benim gözümde Defne Suman...çok tatlı yani :)


ve şimdi kitaptan kısa kısa:


- Arkadaşlarımla, annemle, babamla ilişkilerimde her gün yeni bir taş çıkıyor yoluma. ve her tökezleyişimde hala şaşırıyorum. Ben bunları/bunlardan geçmemiş miydim? Ah şu insan nefsi nasıl da oldu bittiye getirmeye çalışıyor her şeyi. Çiçekleri çeke çeke büyütemeyeceğimizi biliyoruz da, kendimizi (ve dahi birbirimizi) düşmeden kalkmadan tanıyamayacağımızı bir türlü algılayamıyoruz. s25


- Yani kızıyorsak, küsüyor, kırıyor ya da köpürüyorsak, bütün bunlar kendimizi ilişkide güvende hissetmediğimizden ya da ihtiyaçlarımızı dile getirecek olgunluğu gösteremememizden ve dolayısıyla sınırlarımızı doğru dürüst çizemediğimizden oluyor. s27


- Yoga içinde bulunduğumuz anda olup bitenle kurduğumuz samimiyettir ve yaşadığımız an, elimizdeki tek gerçekliktir. s55


- Bunca yıllık hayatımda hiçbir şey öğrenmediysem şunu öğrendim: belli bir tip davranış kalıbı beni çileden çıkarıyorsa, kendi içimde bir yerlerde aynı davranışın gölgesini taşıyor olabilirim. s59


- Hayattan memnun kalmak için insanın kendine inanması gerekiyor. Kendi doğrusuna, doğru bildiğine. Diğerlerinin sundukları doğruya değil, kendisinikine. Çoğunluk tarafından takdir görmedikleri halde inandıkları doğruya sadık yaşayanların destanı bu kitap. diğer destanlar gibi bu da savaşlarla dolu... s62



- Yoga kendimize dönüştür. Daha derine, daha gerçeğe, daha çok kendimize. Yoga "Kendini unut ve diğerlerine hizmet et" demiyor. "Önce kendini bul, önce kendine yardım et, ancak ondan sonra belki diğerlerinin yoluna ışık tutabilirsin" diyor. s63


- Utanç, sorumluluktan kaçma mekanizması. s115


kitaptan aktarabileceğim, altı çizilmiş, yanına yıldızcıklar konulmuş, beynime de işlediğim nice düşünce var aslında. ama hem kitabı okumak isteyenlerin keyfini çok kaçırmamak hem de telif hakları konusuna dikkat ettiğimden bu kadarı şimdilik yeterli diye düşünüyorum.

lezzetini aldınız mı? sıcacık, yumuşacık üzümlü bir kek gibi bence :)


bugün kendinize bi güzellik yapın ve hava mis gibiyken çıkın sokaklara, dalın bi kitapçıya ve satın alın bu kitabı, sonra kitabınızla beraber sakin - sıcak bi kafede okumaya başlayın.

bugün hem kendiniz hem de daha hoş bir hayat için adım attığınızı düşünürken yüzünüze siz farketmeden kocaman bir gülümseme yerleşecek, farkedeceksiniz.


vala çok seveceksiniz ya, aaaaaa... :)

***
bi de;
Defne'cim, bu şarkı sana çok yakışacak ;)


Hiç yorum yok: