17 Mart 2011 Perşembe

şımarıklığın fotoğrafları :)

bu zibidi sarı kedicik bizim iki numara, Şanslı Bey :)

bu fotoğraflar Şanslı'nın sevilmeyi ne kadar sevdiğinin, ne kadar şımarık ama sevimli olduğunun birer kanıtıdır.. :)


geçenlerde işe gelmediğim günlerde, bi daha ve daha kuvvetli farkettiğim bir şey var ki; ben ne zaman evde olsam, onlarla uyansam, onlarla oynasam veya onlarla hiçbir şey yapmasam ama sadece evde olsam, uyandıklarında beni görseler, uyurken ben gidip o sıcacık ve kuru burunlarından öpsem...aynı bir çocuğun annesiyle olması gibi onlar da mutlu oluyorlar...


örneğin, en duygusal böcük olan Şanslı'nın burnunun çevresinde bir yara vardı ve bir türlü geçiremiyorduk. ama ben evde olunca, onunla daha iyi ilgilenince, onunla oynayıp zaman geçirince, kucağıma alıp onunla konuşunca, o kucağımda mırlayınca...bi sabah uyandım ki o yaranın yerinde artık pespembe tatlı mı tatlı bir burun var :) hemen öptüm o burundan, hemen "seni çok seviyorum oğlum" dedim...patilerini mutluluktan sıkarak ve gözlerini baygın baygın kapayarak cevap verdi bana... :)

biliyor çünkü gerçekten onu çok sevdiğimi, söylememe bile gerek yok da...


biber...evimizin paşası, o poposunu yerinden oynatmayan kedimiz ise ben evdeysem ve onunla ilgileniyorsam, hemen artistçe hareketlere giriyor, bi sağa bi sola koşturuyor, şanslı'ya bulaşıyor, yerde bana bakarak yuvarlanıyor, suratına muzip ve sevimli bir ifade gelip konuyor..kısaca; mutluluktan hareket ediyor :)))


kızımız Pakize ise, kucak delisi, mırlama delisi ve burundan koklama, yalama delisi oluyor...kısaca hep deli zaten o... :)


hep dediğim gibi, eğer bir gün çocuğum olursa, evde benimle büyümesini istiyorum. onunla zaman geçirmek istiyorum ama sosyal de olsun istiyorum...bi denge içinde...


ben çalışan bi annenin kızıyım. annem çalışmasına rağmen, çocuklarıyla ilişkisini koparmamış ve bizimle hep ilgilenmiş bir anne ama mesela okulda arkadaşlarımdan eve gideceklerinde annelerinin evde olduğunu, onları beklediğini duyunca imreniyordum, ne yalan söyliyeyim. :)

bi yıl, hangisi hatırlamıyorum, annemin bir günü boştu-perşembe günü- o günler nasıl hoşuma giderdi. annem açardı kapıyı bi kere, anahtarımla soğuk bi eve girmezdim, kek yapmış olurdu, çay kokusu gelirdi mis gibi...işte bana güven duygusu veren anılarımdan biri...

çocuk, anneyi "çalışan kadın", "eş", "arkadaş" vs gibi düşünmüyor, anne olarak düşünüyor sadece. başka bir tanımlamaya da gerek yok ki zaten!

kısaca; dört ayaklı olsun, kuyruklu olsun, tüylü olsun, miyavlayan olsun hiç farketmez...ben doğurmadım, dokuz ay karnımda taşımadım, bu da farketmez...annelik biyolojik bir şeyden çok daha fazlası bence...hissetmekle ilgili...

bu yüzden, ben bir anneyim ve çocuklarım evde onlarla zaman geçirmemi, onları şımartmamı istiyorlar :) konu budur...

yakında, çok yakında olacak...

evimin kadını, kocamın karısı ve çocuklarımın anası olacağım :))))))


dinimiz amin ;)))

Hiç yorum yok: