6 Nisan 2011 Çarşamba

özgür kadının ilk günleri


eveet, özgür kadın olmamın ilk haftası bazen sakin bazen şenliklerle devam ederken, sabah uykularım problem bana. "alışmış kudurmuştan beterdir" sözüne ithafen sanki işimden ayrılmamışım gibi, sabahları "servisi kaçırıcam" diye huzursuz bi şekilde yatakta kıpırdanıyor, sonra uyanıp "yahu ben işten ayrıldım, ne servisi" şeklinde kendimi UYARIYOR ama beş dakika sonra aynı şeyin tekrarlıyorum. Sabah uykularımı böylece ziyan ediyorum işte...ama alışacak bu bünye. kolay değil yılların alışkanlığı...olsun, insanoğlu her şeye alışıyor değil mi? ;)


Pazartesi, Salı, Çarşamba derken günler ne hızlı geçiyor yahu..iş yerinde böyle olmuyordu :) yarın özgür kadın olmamın birinci haftası doluyor. vay be! vala işsiz bir haftadan sonra, kendimi cimdikledim, dürtükledim, gözlemledim, sordum soruşturdum ki; meğer iş bırakıldıktan sonra gerçekten de kıyamet kopmuyormuş! :)) yahu amma stres yapmışım zamanında...hıh bu da ders olsun bana ve benim gibilere... neymiş? ne olursa olsun, dereyi görmeden paçayı sıvamayacakmışız, pire için yorgan yakmayacak mıyız? yoksa bu atasözleri uymadı mı? amaaaan işte anladınız siz :)


bugün teyzişlerimle komşuculuk oynadık :) ben onları ziyarete gittim sabahtan. güzel bir kahvaltı. güzel olan yediklerimiz değil, sohbetimiz...arkadaşlarım gibidir teyzelerim benim. dolup dolup boşalan çay bardakları, pastalar, börekler, eski fotoğraflar, anılar, kahkahalar, hiç kaybolmayan anneanne-dede kokusu ve özlemi...hepsi o evde...daha önce de demiştim, yineliyorum. bugün bu yaşımda, ne yaşarsam yaşayayım hala ayağa kalkabilmemin en büyük nedenidir yaşadığım sevgi dolu, mutlu çocukluk...işte o çocukluk da, o evde o insanlarla süslü hep... artık akşam olduğunda, teyzemlerle bir dahaki sefere bizim evimizde komşuculuk oynamak için sözleştik ve ben evime yollandım usul usul...ne de olsa evde dört ayaklı çocuklar bekler beni :)


yarın neler olcak bilmiyorum...? dışarı çıkar mıyım, evin keyfini mi çıkarırım? bilmiyorum. önceliklerim var elbet ama an bi karar da verebilirim durumuma göre...ofisteyken bugünden yarının üç aşağı beş yukarı nasıl geçeceğini biliyordum. iş ya işte..bilgisayar başında, şöle böle..şimdi, daha fazla seçenek var. benim üzerinde daha çok kontrol hakkına sahip olduğum seçenekler hem de...Çok şükür! bunları yazabildiğime bile inanamıyorum hala ve nazar değdiricem diye de korkuyorum.. aaa elem tere fiş kem gözlere şiş! ya da kış kış cinler kış kış yallah cinler yallah! hıh işte aynı kemal sunal'ın canlandırdığı sosyete şaban'da olduğu gibi :))))))))






***

seçimler yaklaştığı için biz vatandaşlara işkence de başlamış oldu. bayraklar açılmaya başlandı mesela, tam bir görsel kirlilik! pazar günü kadıköy meydanı'nda bir partinin mitingi vardı ve tüm otobüs terminali ile minibüs durakları bomboştu çünkü araç girişini yasaklamışlardı. evlerine gitmek isteyen herkes ya E-5'E ya da acıbadem dörtyol'a kadar yürümeliydi. ben bunu görünce sinirlenmiştim ama yolda yürürken iki tane yaşlı teyzenin de ellerinde bastonlarla minibüslere yürüdüğünü görünce kan beynime sıçradı!

ya şimdi bu partiler ne diyorlar, neyin ahkamını kesiyorlar? hak hukuk? demokrasi? eşitlik? insan hakları? neyin ya bilmek istiyorum vatandaş olarak! ve eğer bunların ahkamını DÜRÜSTÇE kesiyorlarsa, neden benim yaşlı teyzelerim yorgun bacaklarıyla taa öteki uca yürümek zorunda kalıyorlar evlerine ulaşabilmek için?????!!!!!

NEDEN?

ya bu partilerin hepsi aynı işte..ister sağcısı olsun ister solcusu...hepsi aynı! demokrasi ve eşitlik nidaları atan, eline mikrofonu almış o ÜSTÜN kişiler (!), Türkiye'yi nasıl daha iyi hale getiririz (yontarız) diye bu kadar düşünmüşler de, halkın en çok kullandığı merkezlerden biri olan Kadıköy'de, haftasonu, gündüz vakti düşüncelerimizi paylaşacak bir miting yaparsak halkın hali ne olur diye mi düşünememişler??? bu kadar basit bir şeyi mi düşünememişler???

bravo demiyorum ve ayakta alkışlamıyorum!

yok kardeşim, bu kadar kendine yontan hiçbir zihniyet benim ülkemi yönetemez...kendisine oy vermesini isteyenleri bu kadar eziyorken, yönetemez! yönetmemeli!

o teyzeler evlerine nasıl vardılar hala merak içindeyim :(

ve halk olan bizler kendi değerimizi bilmeyip, kendimizi doğru ifade etmediğimiz sürece, hep elinde bastonla ve titreyen bacaklarıyla uzaklara yürümek zorunda bırakılan bir kuşak olacak...ve hala haktan, eşitlikten, demokrasiden bahsedenler de...

5 yorum:

Umudum dedi ki...

sabahları uyuma bence zaten..

lunawar dedi ki...

bak ben sana söyledim.. bir sabah ansızın (yanlışlıkla:)) gelirsen eline yağlı poğaçayı tutuştururum..

biberli dedi ki...

Umo, 12lere kadar uyumak istemiyorum da sabahın 7 buçuğunda kalkmak da istemiyorum. en az sekiz buçuk falan olsa bari..

Luna, yanlışlıkla gelmem. o yanlış üçüncü kez yapılırsa, dönülmez kızım o yoldan :)) o yağlı poğaçayı sen ye bana Dilim'in kıymalı böreklerinden bi porsiyon kap bakayım :)))

lunawar dedi ki...

bütün gün hararet yapar.. galon galon su içersin.. işe işe bitmez, keyfin kaçar.. iyisi mi yat zıbar kadın:)

biberli dedi ki...

:)))) olsun ya, herkes işemiyor mu? bari hoş bi anısı olsun :))))))