23 Nisan 2011 Cumartesi

saçlarımı diktim, dinliyorum!


23 nisan kutlamasını evde "acaba dünyanın tümünü photoshoplasak nasıl olur" gibilerinden bi yere varmayacak sorularla geçirirken, bir yandan da en son yaratacılığımın üzerinde çalışıyorum: pul pul dökülen yüzüm! kimyasal yüz soyma (peeling) ve benim sonra bi de soyulmuş deriyi gözardı edip, taze deriyi keselemem suretiyle oldu! yüzüm şişt, kızardı, izler oldu, hassaslaştı...
evet itiraf ediyorum, son zamanlarda böyle bir salaklık yapmamıştım! ay intihar gibi bir şey yahu bu!çok canım yandı çoookkk!


saçlarımı kestirdim..evet oğlan çocukları gibi oldum, neredeyse dik dik :) ama çok sevdim..elimi atıyorum kafama, aha saç yok...kalkıyorum yataktan biri bi tarafa yatmış öteki bi tarafa, ama düzeltmesi 30 saniye :) bi de Fransızlara benzetildim bi kaç defa...bu koca kafayla nasıl benzettilerse... :)
dün gördü Umo, çok beğendi, "kocaman gözlerin çıkmış ortaya" dedi, gözlerimi kırpıştırdım, babam gördü "seni uzun saç hem kilolu hem de yaşlı gösteriyor, iyi olmuş böyle" diyerek bam telime bastı :), annem görünce "ayyyyyy" diyerek kafamı sevdi, yanaklarımdan öptü, sevgili sevgilim görünce -ki kapıyı elinde fotoğraf makinesiyle açtı- çok güzel olmuş kızııııım, ehii dedi, sarıldı öptü, çok bi sevindim..
bazı kadınlar aaaa nasıl kıydın saçlarına dediklerinde anlamıyorum onları ben...yahu çıkar ne olacak ki! hem bu daha güzel...biz kadınlar niye saçlarımızı hep uzun tutma arzusuyla dolaşırız ki? daha kadınsı mı hissediyoruz kendimizi...? bu kadar mı yani? başka bir his varsa bu konuda, vala ben bilmiyorum ya da bi eksiğim ben, zaten saçlarımda 3 numara, aaaa, rezalet :)

dün Taksim'deydim. günlerdir hava açacak diyorlardı, evet güneşliydi ama afedersiniz yine de popomuz donduuuu, gece koca bir sıcak su torbasına sarılarak yattım kemiklerim ısınsın diye...sabah kalktım ki burun tıkalı, boğazda bi sızı...beni hep bu güzel havalar mahvetti diyerek iç geçirdim...

bugün bir sürü çocuk kutlamalara gitmiştir..neden, çünkü bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı...Çocukların "tatlı, sevimli, gelecek, saflık, çiçek vb1 kelimelerle en çok bağdaştırıldığı tek gün!!!!
ama ülkemdeki bu sahte kutlamaların yanında, gerçek, "taraflaştırılan" ve istenirse "sokaklara dökülecek" 5-10 bin çocuğun-gencin varlığından bahsediliyor. e hani çocuktu, gençti onlar?? hani idealler, hayaller, geleceğimiz falan dı? ne oldu geleceğimize???
bi de şu mayınlara basarak ölen çocuklar var, onlar ve aileleri neyi kutlayacaklar??

hıh, bi de mahkemelere çıkan EŞŞEK kadar adam olmuş ama çocuk mahkemesinde ağırlanan pardon yargılanan bi "çocuk" var...o ne yapıyordur şimdi 23 Nisan'da? adam yerine mi konuyordur yoksa eline balon mu veriliyordur??????

tarihî not: bugün çocuk bayramı olmasının yanında, TBMM'nin açılışının 91. senesi...(23 Nisan 1920)...

böleyiz işte ben ve memleketim...
her zamanki gibi her telden çalan, çaldıran, kafası güzel...
aman size bi şey olmasın canııım :)

2 yorum:

lunawar dedi ki...

seni göremeyeceğimiz kesin de bir fotoğrafını ne zaman göreceğiz acaba?

biberli dedi ki...

Facebook'a koydum iki adet foto, bakıver bi bakalım :)