20 Temmuz 2011 Çarşamba

Tam ortasındayım yolun


tatilden yeni döndüm ama yeniden yola çıkıyorum, ailemin yanına, yazlığa...
istanbul'da sıcak yapışkan bir şey, vıcık vıcık...

bakmayın böyle dediğime; insanoğlunu mutlu etmek kolay değil ne de olsa, değil mi?
:)

tatil güzeldi, iyiydi...dinlenirken, bazı konularda kendimi test etmeye çalıştım. bazılarından geçtim bazılarına ise daha sıkı çalışmam gerek...

özgürlük benim için ölümcül bir şey...bir şeye, bir yere bağlanmak -bağlanmaya çalışmak beni yok eden bir şey...ama öğrenilmiş korkuların beni - ve benim gibi bir çok insanı- illa elle tutulur gözle görülür şeylere bağlanmaya, onları kontrol etmeye çalışmaya ittiğini inkar edemem...son zamanlarda- en az bir yıldır- bırakabilmeyi daha çok çalışıyorum.
ağaçların gölgesinde yatarken sahil kenarında, insanları izlerken, kitap okurken, yüzerken
farkettiğim şey çok kuvvetli...her şeyi bırakabilirim, bir çoğunu da bıraktım ama nereye gidersem gideyim, korkumdan değil sadece ve sadece sevgimden bırakmak istemeyeceğim (bırak-a-mayacağım değil) tek şey, sevgilim en en iyi arkadaşım, eşim....

bunu test edercesine bu konuda bir çok konuşma, bir olay, sohbet geçti orada....hisler, hayatımıza bakış açımız bizi kontrol ediyorsa eğer, ben ne getirecekse getirsin açığım ona...sevgilim dediği bir cümle vardır bana: sen neredeysen benim evim orası....

çok özel, güven verici ve özgürleştirici....

kendimi özgür kılmak adına attığım adımların meyvesini işte o sahilde, o çam ağaçlarının gölgesinde almaya başladığıma inanıyorum...ben neysem oyum, daha fazlası ya da eksiği değil. bir insanın kendinden ya da en yakınlarındaki insanlardan sürekli daha fazlasını UMMASI, o insanın hayal kırıklıklarını ve en çok da güvensizliklerini korkularını işaret ediyor...bu, kendi kendimize yaptığımız, hayat boyu süren bir işkence...

kendi başınıza özgür olmak, sevdiğiniz insanla özgür olmak, diğer ilişkilerinizde özgür olmak, seçimlerinizde özgür olmak, öğreneceğiniz derslerde özgür olmak....nasıl tatlı geliyor kulağa değil mi?

heh, bi gün ne fark etmiştim biliyor musunuz?
garanticiliğimin tepe yaptığı zamanlardan bir tanesinde, korkunun kendisinden korktuğumu farketmiştim...nefes almamı engellediğini, korkmak istemediğim için korktuğumu farketmiştim...

her gün bir adım daha ileri gidiyorum ve fark ediyorum ki, insan kendinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymuyor aslında. geriye kalan her şey, geldikleri şekilde kabul edildikleri-direnilmedikleri takdirde- kişinin hayatına seçtiği özgürlüklerdir...işte, sevdiğim adam da benim özgürlüğüm...ben zaten özgürken, onunla daha da özgürüm...sevgi özgürleştiricidir, korku ise tutsak edici...
bir kişisel gelişim kitap lafı gibi oldu ama kim yalan diyebilir..??

dedim ya tatil iyiydi, en azından bana iyi geldi...yorgun değildim tatile giderken ama içimdeki sisi kaldırmama çok iyi geldi...

her gün, hala, o güzelliğe gidebilme ve o güzelliği görebilme özgürlüğümüz, şansımız olduğu için şükrediyorum...ve her sabah evimden çıkıp istediğim yere gidebilme özgürlüğüm olduğu için...korku tarafını değil sevgi tarafını SEÇEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜM OLDUĞU için...sevebildiğim, sevildiğim için...
ve bunları farkedebildiğimi farkettiğim için....
şükrediyorum...

görüşmek üzere..


1 yorum:

Kabuto dedi ki...

Diyorum ve diyeceğim. Sen neredeysen benim evim orası... Ne yaman bir çelişkidir çünkü yurtdışına gitmemizi de istiyorum. O gün çam ağaçlarının altında bana o kadar güvendiğin için teşekkür ederim :)