27 Mart 2012 Salı

Kapatıp açtım gönlümü...

çoook uzun zaman olmuş...


bu uzun zamanda kendimle ilgili bir şeyler daha önüme serildi, serilmeyenleri ben koyverdim gitti...


zor bir 6-7 aydı...öğretmenlik; hayatımda yaparken en çok zevk aldığım iş oldu...bana göre bir çok amacı içinde barındıran, ulvi bir görev. hem kendine hem de başkasına yardımcı olabilmek, bir işe yaramak, çok güzel!


ama dersanecilik mi, düşmanıma tavsiye etmem! işi zevkle yaparken, sömürüldüğümü hissettiğim noktada, Ağrı Dağı'nın tepesi olsa, arkamı dönüp giderim veye gitmek için yol ararım...Yine böyle yaptım; gittim...


Şimdi özel bir üniversitede çalışıyorum, neredeyse bir ay olacak.


Dersanede çalışırken farkettiğim ve yeni işime geçtiğimde vücuda gelmiş şekilde bir duygu çıktı karşıma. Ben iş yerlerine, daha doğrusu iş hayatının içindeki insanlara güvenimi neredeyse tamamen kaybetmişim. Özellikle son iş yerimin bunda çok etkisi var sanırım. Eskiden, iş yerindeki insanlarla ilişkilerin üzerine özellikle düşünmemişim, nasıl hissediyorsam, nasıl bir insansam öyle olmaya çalışmışım; herkesin de öyle olacağını düşünmüşüm. Ama düşüncemin tam tersi bir şeylerle karşılaştıkça, demotive olmuşum, güvenimi yitirmişim, kimsenin samimiyetine inanmamaya başlamışım; en sonunda kendime bir kabuk oluşturmuş, daha çok zamanlık ilişkiler kurmaya çalışmışım aslında, kimsenin taa derinlerime girmesine pek de izin vermemişim, verdiğimde de pişmanlıklar yaşamışım...Bir ay önce yeni işime başladığımda bu kabuğumun içinde dünyayı seyretmeye çalıştığımı o kadar net farkettim ki! Çok temkinli konuşur, çok temkinli gülümser olmuşum! Yaptığın işten zevk almaya da mesafe koymuşum. Hep idealist bir şekilde yaklaştığım iş hayatı da düşündüğümün tam tersi çıkmış karşıma. En sonunda 'ne olacak ki sanki daha fazla çalışsam, ne olacak ki yeni fikirler üretsem, aslında hiçbir şey kimsenin umurunda değil, herkes sadece daha fazla para (güç) kazanmak için ikiyüzlülükle dolaşıp duruyor' diye düşünmeye başlamışım...İş hayatına, çalışma zevkine, kendini adamaya, başarma hırsına yabancılaşmışım. İş hayatındaki ilişkilerin samimiyetsizliği, iki yüzlülüğü beni benden, o çalışmayı seven insandan uzaklaştırmış, bomboş biri yapmış...



bilmiyorum, belki bardağın çoğu boştu gerçekten, belki de ben hep boşluğa baktım...ama neticede gördüğüm bu oldu...


Bunda iş yerlerimin olduğu kadar benim de etkim var pek tabi. Hayatımı yöneten algılarımı farketmemişim. Beklentilerime ait bir dünyayı ben kurmuştum ya kafamda, binalar kurmuşum, insanlar yerleştirmişim içlerine kendime göre, sonra benim oyunuma uymayınca da onların yıkılmasına ben izin vermişim... sızlanmışım bir de üstüne üstlük...

direnebilir belki, ama belki de yaşanmalıydı bunlar zaten...

Şimdi artık bunların değişmesini istiyorum yeni işimde...herkes kendi ahlakından sorumlu elbet; bunu kabul etmeliyim öncelikle, sonra ise hep gülümsemem gerektiğini düşünüyorum, insanları oldukları gibi kabul edip, yaşanılanların üstüne duygular koymamalıyım, kendime mal etmemeliyim, bu da böyle işte deyip geçebilmeliyim, kavga etmemeliyim içimden...tam tersine, güvenmeyi TEKRAR öğrenebilmeliyim. İnsanların iyi niyetli olabildiklerini TEKRAR görebilmeliyim...


işte bu niyetle çıktım yola...Ne diyeyim; Allah utandırmasın :)


Dilimde ve gönlümde tek dua, burdan tüm çalışanlar için gelsin :)



Tanrım, ya gönlümdekini hakkımda hayırlı et ya da hayırlısını gönlüme göre et...

Hiç yorum yok: